nasıl egleniyorum belli değil
“This gorgeous Hälssen & Lyon calendar is made of brewable tea. Each day is made of fine pressed wafer thin tea leaves.”
♥ sweety babe ♥ / Pinterest on We Heart It - http://weheartit.com/entry/51181069/via/livelaughlovelikeme
az önce “biz ne zaman kokoreçe gitmiştik ya?” sorusuna “o gece dolunay vardı, o zaman 27 mart” cevabını verdikten sonra bi duraksayıp luna-lunatic ilişkisini bizzat kendimde gözlemlemem son zamanlardaki doğa saplantımın tüyü gibi bişey oldu.
beynim ne zaman boş kalsa çayır, çimen, ağaç düşünüyor; akşamüstlerini ormanda geçirmek rutin haline geldi. yıllar önce sırf kendimi geliştirmek için okuduğum romantik şairleri tanımam şu an ders olarak öğretilmesi değil de benim birkaç kilometrelik yürüyüşten sonra uzandığım birkaç saatin sonunda “acaba blake de yüzüne güneş geldiğinde koluyla yüzünü kapatır mıydı?” veya “wordsworth de üstüne karınca geldiğinde küfreder miydi?” gibi beyin fırtınalarımla gerçekleşiyor. şehre yüksekten bakınca binalar, gökyüzünü izlerken geçen uçaklar, aya bakarken gözüme takılan minare falan kıçıma batıyor adeta. yaz akşamlarını yıllardır çekirdek kola eşliğinde geçirirken şimdi yaz gelse de yakamoz görsek diye gün sayıyorum. ne ara böyle oldum bilmiyorum ama sanırım gerçekten çobana dönüşüyorum.
I thought the credit said “Robert Paulson” at first and my face lit up.