Updates
-
bazı şeyler, boşmuş...3 days ago from web | Reply, Retweet, Favorite
-
kim olduğumu unuttum.3 days ago from web | Reply, Retweet, Favorite
-
hadi bay bay.4 days ago from web | Reply, Retweet, Favorite
-
sen tehlikelisin..4 days ago from web | Reply, Retweet, Favorite
-
sikik bi onbaşı bile olsak, pırpırımızın fiyakası ve komutanların, emrinde onbaşı ve mühendis olduğunu bilmesi... beni güldürüyor.4 days ago from web | Reply, Retweet, Favorite
-
hadi ben koğuşa... bildiğin koğuş lan ! ayak ve osuruk kokusu.. oh yes.8 days ago from web | Reply, Retweet, Favorite
-
.senin için. http://t.co/1KCCU9xK
-
benim blog bi süre iptal olmuş neyse düzeldi...8 days ago from web | Reply, Retweet, Favorite
-
- aaaa tweeet ! -(interneti bulan insan modu)8 days ago from web | Reply, Retweet, Favorite
-
Neyse..askerlik..garip duygular, muzikler ve insanlar.. İyi bakin kendinize...
-
Ben bencil...
-
Burda muzik zevki farkli tabi... İsmail yk..filan
-
Bundan gayri herkes benim, cnm, bebegim, yavrum, kuzum vb. turevleridir...
-
Arkadas edincem ben..
-
Bakım Onb. Er
-
Tertiple... http://t.co/DkSMbMVJ
-
Siz gece 3-5 sevişirken, ben nöbette çaprazda...adalet mi lan.. !?
-
Turn me on baby...
-
Blogumu özledim.
-
Hahaha... Tipe gel.. TSK askeri böyle olur... http://t.co/zlAuMbWM
Posts
Ben bencil birisiyim. Ve senin için birkaç ahımdan sonra sigara yaktım. Bir süre sonra bugün, senin sarı saçlı fotoğraflarına rastladım, en rastlanmaması gereken zaman duvarlarının arasında.
Ne biliyim, soğuk buralar. Anlarmısın bilmem.
Eksiksin. Pencerelerinin köşesinden kendine dair ne anlatırsın bilmem. Nasıl görüyorsun aynada kendini, neyi, neleri düşünerek yemek yer, rüzgara uzanır, bir başkasını seversin ?
Bozuk sigara kokusu, anlamsız uzaklık duygusu ve kelimelerini biriktirdiğin herşeyi seviyorum.
Bu gece, sana, üzerine diktiğim hayallerimin hangi renklerini giymek istersin sen seç.
Neyse…
Tomurcuk kışlarının en vahimi olan çocukluk serüvenleri, bugün burada bitti.
Başka kitapların sarıdan yanmış sayfalarının kısa hikayelerini adıyorums sana.
Senin için en elverişli sevgi, bir uçurtmanın ucuna bağlanmış hayallerin olacaktır.
Kaba bir yokluk içinde beni beklediğin saatlerde, yağmurlu baharların ılık çığlıklarına tanık olacaksın.
Yokuştan akmış kentin nidalarında, Galata’nın manzarasında, Pera’da, Lotti’de, buram buram çimen kokacak.
Çıplak ayaklarınla, kibarca, utanarak dolaş çiğ kokulu sabahlarda.
Hergün benim için çiçeklerle konuş.
Neyse…
Üç noktayı birleştiremediğin zamanlarda, hayal karamanlarını bir kere daha hatırla.
Boyalı gözlerin, düş uçurumlarından atlarken, rıhtım rüzgarları kadar sarhoş intiharlar doğur benim için.
Öyle sakin ve yok.
Seni ilk gördüğümde turistin biri seni konuşturmaya çalışıyordu. Araya ben girdim sonra ukalalık işte.
Seninle ilk kez Istanbul’un derin karmaşık caddelerinde kaybolduğumuz sırada konuştuk.
Her haftanın sana bürünmüş perşembelerini bekler oldum ya sonra ben. Her gece gelip bana hey diyeceğini biliyordum. Sana masallar hazırlıyordum. Bakma çoğu o anki uydurmalarım.
Masallara alıştırdım ikimizide.
Istanbul’u karıştırdım işin içine. Ben aslında seni hiç dinlemedim sanırım.
Söz geçirebilseydim kendime, içinde adım attığun gül bahçelerini yaratmaz, sabahları senin uyanmanı beklemek için kapına kadar gelmez, seninle bu kentin uyanışını beklemezdim.
Bunların her biri sen nefes alıyorsun diye vardı.
Senin yaşadığın dünyayı bilemedim asla.
Sorgulamadım, üzmedim.
Sonra bahar ihanetleri gibi geldi haberlerin.
Bir başka tutku, başka nefesler.
Kayboldun ekinden biçilmiş kırların arasında.
öyle olağan, sıcak yaz günleri.
Hikaye öyle başlar.
Gölgesinde en son oturduğun ağaç hangisiydi hatırlar mısın ?
Hangi bahardan dökülmüş yapraklar kandırmış ki seni ?
Rıhtım rüzgarlarında kaybolmuş mavi gece için bir dakikalık nefes istiyorum.
Öfke, ağırdan alınan bir şafak kadar sessiz ve ben yıldızları görebiliyorum.
Ben seni özledim en çok.
Naifliğini, ürkmelerini, çekingen ve hain gülümsemelerini.
Şimdi ise baharlardan uzak kaldık be güzelim.
Dupduru kentin soğuk ücralarında koştururken sen, benliğimi kalem ve kelamla döküyorum.
Ben en çok seni özlüyorum, buruşuk gün sökümlerinde.
Öyle yoktan, öyle alacaklı….
28 Aralık 2011
Ankara – Mamak
Nasıl başlanır ki ? Burada rüya yok. Öyle iple çektiğin günler, her sabah içtiğin kahve, ayaza karşı pencereden bakmak… yok.
Herşey dümdüz. Seni görerek uyandığım sabahlar, ters kabuslar gibi.
Burada tek sevebiliğim, kara gömülmüş çam ağaçları.
Koğuş diplerinden uyanan erken sabahlar kadar vahim zaman.
Sana doladığım cümleler kayıp.
İzdırap ayazlar, dağların tepesine sinmiş buz bulutları, her şey ızdırap.
Tek kaçış yolum seni düşünmek bazen.
Vakit yavaş bir hain.
ve… üşüyorum.
Recent tracks
-
La Finestra Di Fronte by National Symphonia Orchestra9 months ago
-
Going To A Town by Rufus Wainwright9 months ago
-
Laleler Beyaz by Sakin9 months ago
-
Gayret Et Güzelim by Düş Sokağı Sakinleri9 months ago
-
Radio by Client9 months ago
-
Gidersen by Jehan Barbur9 months ago
-
Breathe Me by Sia9 months ago
-
Sweet Misery by Tiësto9 months ago
-
Gabriel by Lamb9 months ago
-
Spitfire by The Prodigy9 months ago