Ekim Nazim Kaya

Bana bilmedigim bir sey söyle!

Updates

Profile

Entrepreneur, Journalist, Engineer
Internet | Turkey, TR

Summary

Ekim Nazım Kaya, called a “visionary” by “Fortune Turkey“ (http://goo.gl/z5YGl), mentioned among '50 Digital Turks' by Infomag (http://goo.gl/XPhDF), featured on “Forbes Turkey” (http://goo.gl/X8Nri) and listed as one of the 'Conversation Leaders' and 'Most Active Users' among Turkish Entrepreneurial Ecosystem on the 'Startup Intelligence Regional Report' by IBM (http://goo.gl/N7NgI) is the founder of Botego, a company working on Natural Language Processing technologies, supported by Tubitak (The Scientific and Technological Research Council of Turkey) and TTGV (Technology Development Foundation of Turkey), local partner on various EU funded 7th Framework Programme projects, shortlisted by the PricewaterhouseCoopers jury on the “Hizli Balik Awards” contest, providing knowledgebase-virtual customer representative services to a broad range of clientele including Coca Cola, Johnson&Johnson, Lipton, Tefal, TEB (Subsidiary of BNP Paribas)

Founded Uygunteklif, a marketplace connecting buyers and sellers, which was acquired by Beriltech in 2008. Minority shareholder at Sirketce, a vertical search engine for corporations.

Editor in Chief of an industrial periodical, Tele.com.tr, covering information technologies since 2004.

Guest columnist for Forbes Turkey, Marketing Turkiye and Platin Magazines.

Currently writing the book 'Kaldirac Etkisi' (Leverage Effect), as an effort to raise awareness regarding the entrepreneurial ecosystem, and share knowledge among entrepreneurs working in the Internet space.

Organizer of, and keynote speaker, panelist and jury member at various events. (Telecom 2004 and Telecom 2005 Conferences and Trade Fairs), Mobile Summit (to be organized in 2012)


B.S. in Electrical Engineering (Istanbul Technical University)
M.S. in Management Information Systems (Virginia International University)
Specialties: Human-computer interaction, telecom industry, R&D projects.

Experience

  • Mar 2007 - Present
    Founder and General Manager / Botègo
  • Jul 2004 - Present
    Editor in Chief / Tele.com.tr Magazine
  • Nov 2004 - Mar 2005
    Network and Systems Security Engineer / NTV
  • Jun 2003 - Nov 2004
    Network engineer / Turk Nokta Net

Education

  • I.T.U
  • Virginia International University

Additional Information

Websites:
Interests:
Aikido, weblogging, podcasting.

Posts

January 20, 12:42 PM

İK'dan, ürün yönetiminden ya da pazarlamadan aylar önce e-posta ile gelen bir dosyayı arıyor, ya da intranet'te bulunduğundan emin olduğunuz bir PDF'e ulaşmaya çalışıyorsunuz. Doğru anahtar sözcüğü 'bulamadıkça' dosyayı bulmanız imkansız! Bulduğunuz bir dosya var, ama eski tarihli. Peki neden hala orada duruyor?

Doküman arama-indeksleme çözümlerinin yaygın bir handikapı var: Türkçe bilmemeleri. Peki bir yazılımın Türkçe bilmesi neyi sağlar? Örneğin 'kart' sözcüğü ile 'kartlar' sözcüğünün aynı köke sahip olduğunu bilmesini... Dolayısıyla, sözcüğün en temel hali olan 'kart' sözcüğüyle arama yaparsınız, oysa dosyada bu sözcük 'kartlar' şeklinde geçiyor. Bu yüzden bulamıyorsunuz.

Bırakın nasıl arama yapmanız gerektiğini bilmenizi gerektirmeyi, imla hatalarınızı bile tolere eden, girdiğiniz sözcüklerin eşanlamlılarını da içeren sonuçlar getiren bir bilgitabanı uygulaması geliştirdik: BirBilen.

Aşağıdaki iki ekran görüntüsü fikir verecektir, daha fazla bilgi için lütfen BirBilen sitesini ziyaret edin ya da http://bit.ly/Bir-Bilen adresinden tanıtım dosyasını indirin.


BirBilen imla hatalarınızı görmezden gelip doğru sonucu öneriyor:



Türkçe bilen BirBilen, araç-taşıt-vasıta ile tür-çeşit sözcüklerinin aynı anlamla kullanıldığını biliyor ve yazdığınız terimlere bağlı kalmıyor:

September 04, 06:24 AM

Blogumuza Türkçe devam etmeye karar verdik. Şimdilik yarı Türkçe, yarı İngilizce metinler garabet oluştursa da, bir süre sonra Türkçe olanlar ağırlık kazanmış olacak.

Yeni müşterilerden başlayalım... Duyurmakta geç kaldığımız, sezonu kapatmakta olan "Aş kendini gel aşka", Mobilera'nın geliştirdiği, video prodüksiyonuyla uzun süredir yapmak istediğimiz bir uygulama oldu. Dört karakterden birini seçip, Facebook connect ile bağlanarak sohbete başlıyorsunuz. Karakter, Facebook profilinizdeki bilgileri kullanarak sizi şaşırtabiliyor. Ceren'le konuşurken "kız arkadaşın varmış, benle konuşmana bozulmasın?" repliğini gördüğünüzde endişe etmeyin, bu bilgiler yalnızca sohbet boyunca, yazılımın eriştiği servisin kullanımında.

Digiturk için hazırladığımız sanal müşteri temsilcisi, yakında Digiturk WEB TV kullanıcılarının hizmetine girecek. Abonelerin yayınla ilgili sorularını yanıtlayacak olan botumuz, gerektiğinde diyalog geçmişiyle birlikte kontrolü canlı müşteri temsilcisine devredecek.

Bir diğer gelişme, TTGV'ye yaptığımız teşvik başvurusunun onaylanması oldu. TTGV'nin fonu, Tübitak'tan aldığımız destekle birlikte, hedeflerimize daha kısa sürede ulaşmamızı sağlayacak.

Finansbank için ürettiğimiz şirket içi temsilci Bay Nakit'in başarısı sonrası, banka için iki yeni bot siparişi aldık. Bu botlar, farklı birimlerin ürettiği banka kartlarıyla ilgili, banka personelinin yükünü azaltmaya devam edecek. Bizi, mutlu bir müşteriye tekrar hizmet vermek kadar tatmin eden bir şey yok! Ürünlerimiz, çok sayıda personeli olan finans kurumlarına çok somut faydalar sunuyor.

Destekçileri arasında bulunduğumuz Altın Örümcek Web Yarışması'nın 17 Eylül'de Turkcell Kuruçeşme Arena'da düzenlenecek ödül töreninde yayınlanacak kısa tanıtım videomuz, tek bir cümleyle özetlenebilir: "Bizde tüm işleri robotlar yapıyor!" İzlemek için tıklayın:



Sevgili Ömer Ekinci'nin isim babalığını yaptığı ve Can Paçacı'nın çizgileriyle hayat verdiği "Botrettin Hoca", gelen ilginç sorulara, http://www.orucumbozulurmu.com adresinde, Diyanet İşleri web sitesinden derlenen bilgilerle cevap vermeye çalışıyor. Botrettin'le her gün binlerce kişi konuşuyor! NTV'ye de haber olan Botrettin Hoca'nın mesaisi ramazan ayı boyunca sürecek. Bundan sonra da, bu gibi gündemlerde botların farklı kullanım alanlarını ortaya koyan uygulamalar geliştirmeye devam edeceğiz. Böylece bir Zaytung haberi daha gerçek oldu :)

Teknoloji editörü sevgili Kerem Özdemir'in desteğiyle Fortune'da yayınlanan makale, Botego'nun büyük hedeflerini ortaya koyuyor:




July 26, 02:51 PM

Our new product is the most capable one ever. Three companies, Botego, Rabarba and Sestek joined forces to put their expertise on the table. Result is Hoşsohbot. The client is a Unilever brand: Lipton.

Hoşsohbot utilizes numerous innovative features that a chatbot has to offer. She recognizes names, thousands of records including movie titles, soccer teams and players, song names and artists, astrological signs and a lot more. She can locate the user and surprise him/her by talking about local weather conditions. She can start certain dialogs based on a pre-determined scenario, and remembers everything the user says, so that she can use that information during the whole session.

I don't want to disclose all features on this blog post, so that you can discover them for yourself. Apart from those features, Hoşsohbot is a good example as to how a chatbot experience can be enriched by making use of 3D animation and text-to-speech technologies.

Click here to chat with Hoşsohbot!

September 09, 08:02 AM

Returning customer is satisfied customer. With that in mind, we're glad to announce the second product created for another Johnson&Johnson brand, Clean&Clear. Cansu and Ceyda are helping consumers find the best Clean&Clear product, following an enjoyable chat experience.

No wonder why the company showcased the previous campaign at an international marketing event in Paris, where it was mentioned as "one of the most successful digital marketing campaigns of 2009"

This is one of the two products representing our new version open to public (the other one, "Bay Nakit" (Mr. Cash) is used by Finansbank employees) We'll be announcing "more capable" products in a couple of days.

May 25, 04:52 PM

Our clients have been asking for various integration options with their existing CRM software. Since we believe in end-to-end solutions in CRM, we think fulfilling this demand is mandatory. So we're taking the first step in the long path of CRM integration. And believing that the first step is usually the most important one, we decided to go with the market leader, SAP.

Following a couple of constructive meetings held with the business development team of SAP Turkey, we think the best way to enter the SAP ecosystem is to participate in the SAP CRM 2010 Event that will be held on June 11th, at The Grand Hyatt Istanbul.

Hope to see you there!
May 01, 06:23 AM

Tubitak recently issued a grant to Botego, as an acknowledgement of our R&D efforts. The amount we'll be receiving represents the fullest extent permitted by the law. We're flattered, and and feel obligated to set the bar even higher.

March 28, 02:36 PM


I just wanted to share a couple of events (our open-source vision in "Ozgur Yazilim Gunleri", and Natural Language Processing (in Turkish) technology in Webrazzi 3.0 event) we have attended (and will be attending), and three demo files as an update.

February 09, 08:50 AM

Here's a small playground for our R&D activities: A small Q&A chatbot (chat feature coming soon) with some 83.000 questions and answers.


The answers represent a "common mind" that we love to use while populating content for our products.

So go ahead and ask the robot: http://www.robotasor.com

January 02, 08:10 PM


Interesting approach from Duygu Sayiner, a Platin correspondent mentioning that various "virtual female agents" (Merve, Aslı, Gizem, Selin, Bilge...) are handling all the business Botego does.
December 18, 03:41 AM
HRBot has been attracting a lot of attention both from media and prospects. Congratulations once again go to Tugba Avci, for using our support very effectively and turning it into a success story. We hope to be announcing working examples on reputable corporations very soon.
November 29, 04:50 PM

The ratio of US-origined visitors is higher than one would expect, given the fact that most of our daily visitors are visiting Merve.
October 29, 04:21 AM

Our new MSN® bot Selin invites you to a karaoke session in a rich interactive application. Have fun!
October 17, 06:37 AM

You might want to take a look at this press release mentioning the key results of the Johnson&Johnson campaign.

September 06, 12:13 PM

Official news agency of Turkey, "Anadolu Ajansi" recently distributed a press release of ours, announcing that HRbot was tested successfully on Bogazici University graduate students. Despite the fact that our brand was removed from the release, the impact is quite significant.

Congratulations go to our program director Tugba Avci and Software Engineer Nazmi Zorlu.

July 26, 05:17 PM


Yedek subay sınavı is the name of the exam held to determine where gentlemen holding an undergraduate degree (or higher) will complete their military service. So, we're here to inform the candidates as soon as the results are in. Interesting service! Pretty useful, though.
June 27, 06:27 AM

Millions of queries allow Google to offer this great feature where it spots certain typos.



I had mentioned that we have been collecting a decent amount of conversation data in two and a half years, and explained how we made use of this database.

I was hoping for a case where this database alone could convert into business. Last month a digital agency purchased a small subset of the database. They will be using it on a project where young internet users -who usually don't care about the grammar a lot- will be expected to submit some names in order to succeed on a digital game. So, the application will be typo-tolerant, thanks to Botégo.

I love the idea of monetary gain through experiential and informational knowledge.

June 13, 02:32 PM

Avea has been a Botégo customer since November 2007, and the product has been used intensively since January, 2008. They recently released a report revealing the benefits they've been gaining in this 1,5-year operation. The figures are as we expected.

  • 765.779 units of content have been used by Avea dealers and call center agents.
  • Botégo has earned Avea an average of 6 seconds per interaction on their customer inquiry tracking system.
  • With a usage ratio of 50%, average time saved is 15.000 min/month, and 120.121 min. in annual gross.
  • Botégo has been used on 67% of all customer inquiries, and has reduced the number of total tickets opened, by 29%!
  • Preparation of customer inquiry tracking templates take 6 seconds less when Botégo is used.

    These are a selection of various tangible advantages from the report. We'll be announcing many more with a press release soon.
  • June 08, 09:42 PM

    I'll be representing Tele.com.tr Magazine at the Webby Awards, followed by a couple of visits to VC offices located in lovely New York City. Although i consider both tasks as pleasures, should i manage to make a good pitch, the second one might as well convert into a business. So, we can start a long journey through the Wall Street.

    May 30, 05:18 PM
    Our second B2C product is a variation of Merve. Ebru also aims to improve communication skills of gentlemen. Users are required to pay a flat fee of TRY 1 for each attempt. Every 200th attempt is entitled to win a brand new Nokia cellphone in return.

    This is the first time we'll be making use of sweepstakes, so this is a lot of fun!

    Should a user be successful on his online date with Ebru, we issue a certificate in his name, that can be printed right away, to demonstrate one's skills as a romantic gentleman. It looks something like this:

    May 23, 11:14 AM





    I really enjoy addressing college students and sharing my experience with them. Last week i was with Dokuz Eylul and Istanbul Ticaret University students. If you'd like me to speak at one of your events, please feel free to ask!
    May 12, 09:31 AM


    1- I had the opportunity to adress Bogazici University students at the "Bilişen" event.
    2- We're delighted to have been short listed by PricewaterhouseCoopers for the "Hizli Balik Awards".
    3- Gizem will be hitting the 10.000 session remark today. Second B2C project is on the way. We're excited!
    April 29, 09:27 AM
    We're about to launch a project for o.b., a Johnson&Johnson product. The brand deserves to communicate with the user in a special way and we'll be doing so, where "trust" will be our priority. We'll collect profile information and run a sampling project also.
    May 23, 11:17 AM
    Gizem (Mystery) showed us that there's a huge potential in commercial consumer bots. Thanks to the power of one of the largest Facebook groups with almost 900.000 members along with a mobile payment system by the market leader GSM operator Turkcell, Gizem held more than 8000 chat sessions in less than 24 hours. We have two products: A regular 3-minute chat session and a premium service where Gizem personally deals with the user. The first one costs 2.99 TRY, where the premium sells for 19.90. This is a great success story in terms of the product, the ability to generate targeted traffic and effective integration of the mobile payment system. Our new B2C products are on the way, so stay tuned!
    April 06, 02:47 AM

    HRBot was featured on Iste Insan, courtesy of Onur Uysal

    March 23, 05:36 AM

    A modest article on Hurriyet, written from a recent press release of ours.

    Posts

    February 09, 08:24 PM

    Kendi işini yapmak, önce sorumluluk gerektirir. Yalnızca kendi sorumluluğunuzu değil, takım arkadaşlarınızın sorumluluğunu da taşıyacaksınız. Bu yüzden, yalnızca hak ettiğinizi, hak ettiğiniz kadar almaya, başkasından bunun ötesinde hiçbir beklentide bulunmamaya alışmanız gerekir.

    Ortada somut bir ürün, servis yokken, para kazanan bir işletme yokken size yatırım yapmıyor diye kimseye kızamazsınız. Para istediğiniz insanlar, istediğiniz parayı, işe yarayan ürünler-servisler geliştirerek kazandılar. En ufak bir risk nedeniyle bile sizle paylaşmıyorlar diye onlara kızamazsınız. ‘Kendileri kaybettiler, ileride pişman olacaklar’ diyemezsiniz. Pişman olacakları başarılara imza atarsanız ne ala, ama o riski ortadan kaldırmak sizin göreviniz. Başaramıyorsanız, yola yatırımsız devam edeceksiniz.

    Bir yarışmada oyların çoğunu alamadınız diye kimseye kızamazsınız. Kazananlar için ‘Zaten bu jüri üyeleri onu el üstünde tutuyordu’ diyemezsiniz. El üstünde tutulan kişi olmak sizin göreviniz. Güçler dengesi ilkesini yok saymak, akıntıya kürek çekmektir. İlerleyemezsiniz, olduğunuz yerde sayıp yorulursunuz. Oyunun kurallarını öğrenerek ona göre oynamalı, başaramıyorsanız kuralları değiştirmelisiniz. Kızmak, kuzunun kendisini yediği için kurda kızması kadar anlamlıdır. Yenmemeyi, kaçamıyorsanız saklanmayı öğreneceksiniz.

    Attığınız maile cevap vermiyor diye kimseye kızamazsınız. Özellikle mail attığınız kişinin her gün sizin gibi onlarca kişiden mail aldığını tahmin edemeyen biriyseniz, o kişi için yalnızca ona her gün mail atan onlarca kişiden birisinizdir. Daha yolun başındayken bir maili ikinci, üçüncü kez atacak kadar azimli değilseniz, o yolda ilerlemeyi nasıl beklersiniz? İlk mailinde dikkate alınan biri olmak, çalışma ister. Mark Zuckerberg’den, Bill Gates’den gelecek kişisel bir maili cevapsız bırakmazdınız, değil mi? Neden? Çünkü bir cevabı hak edecek başarılara imza attılar. Mailine cevap almak doğuştan değil, çalışarak kazanılan bir haktır.

    Geri adım atar ve vazgeçerseniz kimseyi suçlayamazsınız. Kazanan işletmeleri kuranların bazıları bunu üçüncü, bazıları ise yirmincide başarmıştır. Angry Birds’ü üreten şirket bundan önce 52 oyun üretti. Yazıyla elli iki! 51.’de vazgeçselerdi, ne milyoner olacaklardı, ne de adlarını bilecektik. Vazgeçmediler, başardılar.

    Bir etki alan yaratmadıkça, insanların sizi takip etmemesine kızamazsınız. Yaptıklarınız dikkate alınmıyorsa yalnızca sizin yüzünüzdendir. Yeterince iyi bir şey yaparsanız, haberi her yere yayılır, bu etki her istediğiniz kapıyı açar. Olmuyorsa, henüz yapamamışsınızdır. Yaptığınızda zaten fark ederseniz. Denemeye devam etmek, hatalardan ders alıp adapte olmak, gerekiyorsa farklı adımlar atmak sizin göreviniz. Kimse elinizden tutmuyor diye şansınıza küsemezsiniz. 

    Şansın etkisini gözardı etmiyorum. Ama kaybedenlerin çoğu kendi şansını kendilerinin yarattığını görmeyenler, fırsatları kaçıranlardır. Yazı turada üst üste üç kez kazanma ihtimali sekizde birdir. Yazı turayı  kazanmak iki kereden sonra artık şans işi değil, stratejidir. Sekizde bir olmayı beklemek, bazen ömür boyu beklemek demektir. Küçük fırsatları görüp gerçeğe çevirmek, sizin göreviniz.

    Kolay olacağını da söylemiyorum. Zaten zor olduğu için herkes yapamıyor, ve zaten herkes yapamadığı için, yapabilmek değerli.

    Kazanan kişi olmamak kabul edilebilir, ama kazanan kişi olmadığı için başkalarına kızmak kabul edilemez.


    February 01, 05:42 PM

    Son iki yazım, sokak hayvanları için mama dayanışması ile ilgili olduğu için yeni bazı takipçiler kazandım ama ben hayata, daha da fazla iş hayatına yönelik yazılar yazıyorum. Bu da onlardan biri.

    Bir yıl kadar ABD’de yaşadığımda ilk yaptığım işlerden biri bir sosyal güvenlik numarası almak olmuştu. Bunu yapmak için bir yerde çalışmanız gerekiyor, ben de yüksek lisans eğitimi aldığım üniversitenin kütüphanesini seçmiştim. (Numarayı aldıktan sonra işi bıraktım)

    Sosyal güvenlik numarası, ABD’deki ekonomik sistemin en önemli bileşeni diyebiliriz. Telefon faturanızdan ev-araba kredinize, borçlarınızı ne kadar düzenli ödediğinize dair bir geçmiş kaydı tutulmasını sağlıyor. Bu da, borcuna sadık tüketicilere daha avantajlı şartlarla kiralama-satın alma olanağı sağlarken, kötü bir borç geçmişi olanlara hayatı zorlaştırıyor. Bu veritabanı şirketlerin ve bireylerin erişimine açık. Şirketlerin riskini azaltıyor ve insanları borçlarına sadık olmaya zorluyor.

    SGN’niz yoksa, sistem için bir hayalet’ten farksızsınız. Faturalı bir cep telefonu hattı almak istediğinizde bile binlerce dolarlık bir depozito ödemeniz istenebilir, çünkü aksi taktirde ‘borç takıp’ ortadan yok olduğunuzda o borcu tahsil etmenin bir yolu yok.

    İşte hayatımı kolaylaştırmak ve sisteme entegre olabilmek için ben de SGN’mi aldım. Amaçlarımdan biri, Amerikan şirketlerinin hisse senetlerini satın almaktı. Hatta Türkiye’deki arkadaşlarım benim SGN’mi kullanarak Google hissesi satın almak istemişlerdi ve onlar için de almıştım.

    100 milyar dolar değerleme beklenen Facebook halka arzı için başvuru yapıldı. Facebook’un karı bu değeri henüz karşılamıyor olsa da, beklenti büyük, ve bu beklentinin realize olup olmayacağı belli olmadan önce, en azından başlangıçta ciddi bir değer artışı beklemek gerçekçi.

    O zaman her Türk’ün aklına gelen soruyu soralım: SGN’miz olmadan ve ABD’de ikamet etmiyorken Facebook hissesi satın alabilir miyiz?

    Cevap: EVET!

    Şu adımları takip edelim:

    • Amerikan vatandaşı olmadığımız için, satın alma işlemini kendimiz yapamıyoruz, broker şirketleri aracılığıyla yapmamız gerekiyor.
    • Charles Schwab’dan bir uluslararası hesap açacağız. (Pek çok başka seçenek de var, E-trade, TD Ameritrade, vs… Ama ben Schwab’ı daha kullanışlı buluyorum.)
    • Uzunca, ve neredeyse her alanı zorunlu olan W-8BEN adlı bir formu doldurduktan sonra fotoğraflı kimlik fotokopimizi, adresimizin doğruluğunu kanıtlayan bir faturayı, Türkiye’deki bireysel vergi numaramızı ve sözleşmeyi şuraya gönderiyor, ya da fakslıyoruz:
      optionsXpress, Inc.
      P.O. Box 2197
      Chicago, IL 60690-2197 Faks: 1-(312) 629-5256
    • Formda, ‘çekinizi buraya ekleyin’ diye bir alan göreceksiniz. ABD’de çek, nakit gibi kullanılıyor, markette bile birinin çek kesip verdiğini görebilirsiniz. Ama bizdeki gibi vadeli bir ödeme enstrümanı değil, alıcı çeki istediği zaman nakde dönüştürebilir, dolayısıyla kestiğiniz miktarın bankada karşılığı o an bulunmalı.
    • Biz çeki bireysel olarak kullanmadığımız için, fona para eklemek için diğer seçenekleri değerlendireceğiz. Önce başvurumuz incelenecek ve hesabımız birkaç işgünü içinde açılacak. Sonra, en az 1000 USD olmak üzere, hesabımıza para göndereceğiz. EFT seçeneği mevcut. Bankanızdan swift işlemi ile OX’e para gönderebilirsiniz.
    • Sonrası, Türkiye’de hisse alıp-satmaktan çok farklı değil. Vergi meselesini de araştırıp bu yazıya eklemeyi planlıyorum.
    • Sorularınız olursa, bildiğim kadarıyla yanıtlamaya çalışacağım.

    Can Demirezen‘in katkısı: ‘Yerli bir şirketle de yapılabilir, örnek: Ata Online‘. (Ben orada iken doğrudan bir online broker aracılığıyla hisse satın aldığım için, işlemi yerli bir şirket üzerinden yapmak aklıma bile gelmedi. Türkiye’deki arkadaşlarımın da bu ihtimali değerlendirmemesi, ‘belki de bu o zaman mümkün değildi’ ihtimalini aklıma getiriyor.)

    Şimdi, yerli bir şirketle, Amerikalı bir broker aracılığıyla almak arasında bir fark varsa, hangisinin avantajlı olduğunu bilen bir başkasının katkısını bekliyorum

    Bildiğim bir fark şu: Türkiye’den online bir işlem yaptığınızda bu kayıt altında olduğu için, bir kazancınız olursa, -İnternet bankası ile yatırım yaptığınızda olduğu gibi- vergisi kesilerek, kalanı hesabınıza yatırılıyor. Yurt dışındaki broker aracılığıyla elde ettiğiniz gelirin vergisini ise siz beyan etmelisiniz, aksi taktirde kişisel hesaplarınız incelenmezse bunun fark edilmesi pek mümkün değil. Elbette vergi kaçırmanızı önermiyorum, zira daha önce dediğim gibi, Türkiye’deki genç girişimcilere verilen destek-teşvik fonları bu vergilerle oluşturuluyor.


    January 30, 06:19 AM

    Gelişmeler şöyle:

    • Cnnturk.com, Vatan Gazetesi ve Milliyet‘e de haber olduk.
    • Şu anda mail kutumuzda 900′den fazla mail var. Çoğu mama isteyen, bazıları da yardım önerisinde bulunan hayvanseverlerden gelen mailler… Bunları içeriklerine göre sınıflandırmak için 5 kişilik (recepfidan, divvida, cheja, didemgencturk, bendeniz) bir ‘kedi timi’ kurduk, ama henüz bitiremedik.
    • Gelen maillere giden otomatik cevapta artık ‘size gelişmeleri kolay duyurabilmemiz için kurduğumuz Facebook grubuna dahil olun’ çağrısı yapıyoruz, pek çok kişiye ulaşmanın en kolay yolu bu.
    • Para göndermeyi öneren hayvanseverler oluyor. Biz kesinlikle para toplamıyoruz, hatta sizden mama bile toplayamayız. Bunu yapmak yasalara aykırı. Ki, böyle bir çağrı yapmadığımız halde, başka bir iddiayla, insanları kandırıp adres topladığımız şüphesiyle, hayvansever bir avukattan ihtar aldık. (Sonrasında durumun sandığı gibi olmadığını fark edip özür diledi.) En iyi ihtimalle, katkıda bulunmak isteyen hayvanseverlere adreslerin bir kısmını gönderip, mamaları doğrudan onlara iletmenizi isteyebiliriz. Önümüzdeki günlerde bunu planlamayı umuyorum.
    • Şu anda çağrımız, mama üreticilerine. Daha önce seferberlik tweetini takipçileriyle paylaşan Pedigree’den yardım talebimiz olmuştu. ‘İnceliyoruz’ demişlerdi. Şimdi tamamını değilse de, bu talebin bir kısmını karşılamaları halinde gözümüzde nasıl bir sevgi markası haline geleceklerini onlara Twitter’da duyurmak için desteğinize ihtiyacımız var: http://twitter.com/#!/search/realtime/%40pedigreetr
    • Bir diğer çağrı da, mama gönderebilirim diyen (para değil!) hayvanseverlere. kedi@botego.com’a yazarsanız, elimizdeki adresleri sizinle paylaşabiliriz.
    • Bir noktada çağrıyı sonlandırmak gerekiyor, çünkü ‘sınırsız ihtiyaçların sınırlı kaynaklarla karşılanması’ ihtiyacına iktisat diyoruz, yardımseverlik değil Ama sosyal medyada dalga dalga yayılırken bunu yapmak nasıl mümkün olacak, bilmiyorum.
    • Gelelim işin güzel kısmına: İlk gün 25 kişiye gönderdiğimiz ilk parti mamalar alıcılarına ulaşmaya başladı. Şimdilik beş kişi foto çekip bizimle paylaştı. Bu işe destek veren tüm hayvanseverlere, bu işe destek veren tüm hayvanseverler adına teşekkür ediyorum

     


    January 27, 06:56 PM

    Bugün güzel bir deneyim yaşadım, ama çok iyi özetleyemezsem ya yansıtamayacağım, ya da okunamayacak kadar uzun olacak. Madde madde yazmak işimi kolaylaştıracak. (Tüm linkler yeni bir sayfada açılıyor):

    • Arabamda her zaman sokak kedilerine vermek için kedi maması taşırım. (Evimde şu anda kedim yok.)
    • Kar altında yemek bulmaları daha zor olacağı için sabah ofise gitmeden önce çevreye mama bıraktım
    • ‘Keşke böyle zamanlarda herkes etrafına mama bıraksa. Ama evinde kedisi olmayan kim neden mama alsın ki?’ diye düşündüm.
    • İçimden ‘Onlara mamayı ben göndersem?’ diye geçirdim. ‘Twitter’da duyursam, birkaç arkadaşım da retweet etse, 10-15 kişi mama ister, birkaç kedi daha doyurmuş olurum’.
    • ‘Bu mamayı sokağa bıraktıktan sonra resim çekip bana gönderseler, ben de paylaşsam, birlikte güzel bir olaya imza atmış oluruz.’
    • Tweetledim. Arkadaşlarım paylaşmaya başladı.
    • Radikal ekonomi editörü arkadaşım Şebnem Turhan, konuyu Radikal’in web sitesinde yazdı.
    • Tanımadığım insanlar da retweet etmeye başladı. Bu iş için açtığım kedi@botego.com adresine mama talebiyle gelen maillerin sayısı 10′u geçti.
    • Hürriyet muhabiri arkadaşım Çilem Kaya haberi Hürriyet için yazdı. Haber hurriyet.com.tr ana sayfasında yer aldı.
    • Onlarca retweet, yüzlerce mail gelmeye başladı.
    • 15 kg’lık bir mama torbasını ofisimize getirdik. Arkadaşımız Taner mamaları küçük torbalara doldurdu. Bu sırada sevgili Azrem onlarca maili taradı, adresleri çıkardı ve etiket haline getirdi. Etiketler basıldı, kargo poşetlerine yapıştırıldı, mama torbaları kargo poşetlerine kondu ve kargoya teslim edildi.
    • 12 saat geçtikten sonra, sabah açtığımız mail hesabında (hiçbiri spam olmayan) 460′tan fazla mail vardı.
      Ben de kendimi hayvansever sanırdım. Sokakta baktıkları kedileri içeri alanlardan, kartondan yaptıkları eve yastık yerleştirenlere, kendilerini anlatan yüzlerce hayvansever teşekkür ediyor, bazıları mamayı ne yapacaklarını anlatıyor, bazıları ise ‘hesap numarası verin, para yatırayım’ diyordu.
    • Bir fikir ve bir tweetle başlayan girişim, tek başına altından kalkamayacağım bir harekete dönüştü. İlk gün yalnızca 25 hayvansevere mama gönderebildik. Bu yazının yazıldığı 01:52 itibariyle hala mail alıyorum ve artık maalesef otomatik cevapla yanıt veriyorum. Durumu özetleyip, çözüm için bir organizasyon planladığımı söyleyen bir yanıt.Çözüm önerilerimi yarın yazacağım. Her şehirde, hayvanları her şekilde düşünen yüzlerce kişiyle tanışmış olmanın huzurunu yaşıyorum. Tarifi kolay değil.

       

      Güncelleme: Gelişmelerin devamını şu yazıda duyurdum


    January 21, 08:48 AM

    Londra’dan dönerken, önümdeki yolcu check-in gişesinde 20 kg’lik sınırı 3 kg aşmış olan bavuluyla ilgili tartışma başlattı. ’3 kilodan ne olacak ki?’ diyordu. ‘Uçak bu yüzden uçamayacak değil ya’.

    Böyle düşünenin bir tek kendisi olmayabileceğinin, kuralların ve sınırlamaların ise ortalamalara göre belirlendiğinin farkında değil.

    Bir uçak, bir tonluk ağırlık için saatte 40 litre yakıt tüketiyor. Yakıtın tonu 1100 dolar. 183 yolcu alan bir A320 uçağını ele alalım. Her biri fazladan 3 kilo yük getirse, 550 kilo eder. Bu fark, uçak başına saatte 50 dolarlık ek maliyet demek. Uçaklarının her birinin günde 10.8 saat uçtuğu düşünülürse günlük ek maliyet 20 bin, yıllık ise 7.3 milyon dolar.

    ‘Büyük resmi görememek’, muhakeme yeteneği olmayan insanların ortak özelliği. Bu yolcu, THY’nin 250 TL’ye uçtuğu noktaya Pegasus’tan 100 TL’ye bilet alıp, sonra da ‘Su neden paralı?’ diye soran yolcunun kuzeni. Aradaki farkla 300 şişe su, 15 adet büyük Big Mac Menü ya da Kitchenette’te birer kadeh şarap eşliğinde iki kişilik akşam yemeği alabilirsiniz.

    Pegasus reklamı gibi oldu, ama (en azından şimdilik) bu şirketle ticari bir ilişkim yok. Serbest piyasa ekonomisinin nimetlerinden faydalanacaksınız, ama arz-talep dengesine güvenmeyeceksiniz. Kusura bakmayın, makul değilsiniz.

    Bu yüzden, Ali Sabancı’nın kendisinden hesap soran yolcuya verdiği ‘Sakın ha bir daha bizimle uçmayın’ cevabını çok doğru buluyorum. Hem ucuza uçacak, hem uçakta ücretsiz ikram isteyecek, hem de şirketin Yönetim Kurulu Başkanı’na mail attığında size bu blog yazısında anlattığım prensipleri anlatmasını bekleyeceksiniz. Olmayınca özel yazışmayı internete sızdıracaksınız.

    Ben de bu makul olmayan müşterilere laf anlatmaktansa, onlardan uzak durmayı tercih ederim. Gerçekten kayıp değil.

    Yazıdaki rakamsal veriler Bloomberg Businesweek Türkiye’nin 15-21 Ocak 2012 tarihli sayısındaki Ruhi Sarıyer imzalı yazıdan, e-posta yazışma ekran görüntüsü ise http://www.skysunhaber.com/ sitesinden alınmıştır.


    January 21, 05:50 AM

    Günlük hayattan Twitter’a sıklıkla göndermeler yapıyorum.

    Hareketsiz kaldığımızda yok sayıldığımız bir dünyada yaşıyoruz. Bir şey üretmezseniz, esameniz okunmuyor. Yapmak da yetmiyor, ses getirmek gerekiyor. Yoksa ‘Haa o mu, bilmiyorum, uzun süredir sesi çıkmıyor’ cümlesinin gizli öznesi haline geliveriyorsunuz.

    Twitter’da da öyle. Uzun süre bir şey yazmayın, hakkınızdaki mention’lar gittikçe azalır, takipçilerinizin artışı önce yavaşlar, sonra durur, retweet edilecek şey ise zaten yoktur. Askere gidenler bilir, siz yokken orada akan bir feed vardır ve size ‘Hayat bensiz de aynen akıp gidiyor’ duygusu yaşatır.

    Ama tersi de sözkonusu. Bir şey üretin, kulaktan kulağa yayılsın, haber olsun, sektörde konuşulsun… İnsanlar ‘Aaa bu konuda o bir şey yapıyordu, istersen bir de onunla görüş’ desin. Çarpan etkisiyle, ürettiğiniz değer dalga dalga yayılırken, etkisi de gittikçe artsın.

    Twitter’da da sık (ama özenli) yazdığınızda etkileşim sekmesinin hemen hareketlendiğini görürsünüz. Merkezinde sizin olduğunuz çemberde insanlar sizinle konuşur, sizden bahseder, dışardakiler ‘orada ne oluyor?’ diye merak edip, çemberinizin içine girer.

    ‘Üretmezsen yoksun’ diye üzülmek kaybedenlerin tavrıdır. ‘Ürettikçe çoğalırsın’ diye sevinmek varken…


    January 15, 11:02 AM

    Bir politikacı ‘herkes benim partime oy versin’, bir kulüp başkanı ‘herkes benim takımımı tutsun’, bir şarkıcı ‘herkes beni sevsin’ beklentilerinin sağlıklı olmadığını nasıl fark edemez? (Yazarken, ülkemizde ilk ikisi için somut örneklerin olduğunu fark ettim.)

    Asla gerçekleşmeyeceği belli olan bu beklentilere sahip olmanın psikolojik olarak ne kadar yorucu olabileceğini tahayyül edemiyorum.

    Beş-altı arkadaş bir araya gelip, ne yiyeceğinize ya da nereye gideceğinize karar verdiğiniz bir tartışmayı gözünüzün önüne getirin. Dördünüz aynı seçenekte mutabık kalsanız bile, bir-iki kişi büyük ihtimalle farklı şeyler isteyecektir. Birbirleriyle arkadaş olacak kadar uyumlu, bu kadar küçük bir gruptan bahsediyoruz.

    Twitter aslında sosyal bir laboratuar. Bizim psikolojik, zihinsel durumumuzu gözlenebilir, ölçülebilir verilere dönüştürüyor. Takipçi sayınız tek basamağı geçtiği anda, takipçilerinizin ortak yanlarının sıfıra doğru hızla yaklaştığını varsayabiliriz. Bir aşamadan sonra siz takipçilerinize ‘yayın yapan’ bir medyaya dönüşüyorsunuz. O yüzden, ‘Herkes beni takip etsin’ciler için çok rahatsız edici bir ortam olabilir. Amacınız kendi düşündüklerinizi, sevdiklerinizi paylaşmak değil de, takipçi sayınızı sürekli artırmak ve azalmasını önleyecek paylaşımlarda bulunmak ise, siz merkez medya olmak zorundasınız. Sağ ve sol görüşte yalnızca kendi kitleleri tarafından izlenen yayınların aksine, kimseyi rahatsız etmeyecek, hiçbir sivrilik içermeyen şeyler paylaşmanız şart.

    Herkesin sizi sevmesi gerekmediği zihniyetinde olmak ise bence çok daha huzurlu. Böyle düşünüyorsanız, aşağıdaki gibi son bir ayda 9840 takipçi kazanırken, onun neredeyse üçte biri kadar takipçiyi de kaybetmenin doğal olduğunu bilirsiniz. Müridleriniz olmaz, ama yazdığınız bazı şeyleri sevmeseler bile, size saygı duydukları için sizi takip etmeye devam eden insanlar kalır.

    Grafik için Serdar Kuzuloğlu’na teşekkürler.


    January 14, 07:49 AM

    Kitap için, son üç günde dört girişimciyle görüştüm. Tahmin ettiğimden çok daha öğretici oluyor. Bunu Kaldıraç Etkisi web sitesinde yazmaktansa, kendi blogumda yazmak istedim. (kaldiracetkisi.com‘da yayınlanmadan önce, kendi blogumun okurlarına ‘exclusive content’ )

    Önce Nokta CEO’su Tümay Asena ile görüştüm. Ortaklarıyla farklı sorumluluklara sahip oldukları farklı şirketlerde, birbirlerinden hiç hesap sormadıklarını, görüş bile bildirmediklerini öğrendim. Yolculuklarının epey başında bu konuda onlara yol gösteren başarılı bir kurumsal danışmanlık şirketiyle çalışmanın onlar için şans olduğunu söyledi Tümay. Bu önemli, çünkü her girişimci, iş büyüdüğünde bu büyüklüğü yönetme yeteneğine sahip olmak durumunda değil.

    Ayrıca ürüne odaklanmayı ve müşteriyi dinlemeyi önemsemek gerektiğini söyledi. Genç girişimciler ürünün kendisinden çok, o ürünle haber olmayı önemseyebiliyor dedi. 250.000 kullanıcıyı geçen Okeyhane uygulamalarını bana gösterirkenki heyecanı, ürüne verdiği önemi kanıtlıyor.

    Önemli şirketlerin Yönetim Kurulları’ndaki önemli adamların yaptığımız işlere gıpta ile baktığını da söyledi. Artık bu ligin bir oyuncusu olan Tümay’a iki yıl önceki Etohum kampında girişimcilere yaptığı ‘ketum olun’ çağrısını hatırlattığımda, kişisel olarak sosyal medya varlığının bu kadar zayıf olmasının sebebinin biraz da bu olduğunu söyledi. Ben de ona hak verdim ve kendi değişimimi anlattım. ‘Eskiden yazdıklarımın pek çoğunu şimdi yazamıyorum, ve bu değişim, belki de daha ileri bir konjonktürde beni hiçbir şey paylaşamaz noktaya getirecek’ dedim. Bana hak verdi.

    Sonraki gün, Pilli Network, Sosyomat ve son olarak Put.io‘dan tanıdığımız Hasan’la öğle yemeği yedim. Hasan’ı 1996′dan beri tanıyorum, hatta nasıl tanıştığımızı da çok eğlenceli şekilde hatırlattı.

    Hasan, Türkiye’deki girişimcilik ortamının geek’liğe değil, profesyonelliğe dayandığından şikayet etti. Benim ‘San Francisco’ya değil, New York’a benziyoruz diyorsun’ yorumumu iki kez ‘güzel dedin’ diyerek onayladı. Put.io’da VC’lerle olan deneyimlerini, Spotify’ın yatırımcısının Put.io’ya duyduğu sempati nedeniyle avukat ordusunu bir odaya dizip ona mentorluk yapmalarını istediğini, ve avukatlardan birinin heves kırıcı yorumunu anlattı.

    Birlikte ‘ciro egoyu, kar cüzdanı şişirir’ özdeyişini tekrarladık. Ölçeklenmenin zorluklarını konuştuk, asla çok büyümek istemediğini söyledi. Genç girişimcilerden o da dert yandı, kitaptaki ’28 yaşına kadar ayaklarınız yere basıyor olmayacak’ yorumuna katıldığını belirtti. Foursquare kurucusu ve Twitter’ın Yönetim Kurulu Üyelerinden birinin ve Twitter’la Digg’in eski CTO’larının aktif birer Put.io kullanıcısı olduğunu söyledi.

    Söylediklerinin ana fikri ise, ‘kendi kendine işleyen bir sistem kurmak gerekiyor ve bunu yapmaya başladım’ idi.

    Dün, öğle yemeğini Cember.net satışından sonra Enuygun‘un kurucu ortağı olan Çağlar’la yedim. Enuygun’da yola çıkarken know-how’ı olan ortakların yol gösterdiğini ve paralarının olmasının bir avantaj olduğunu söyledi. Önce kredi satışından başlamışlar ve karlı olmayan bir iş ortaklığıyla, bankalardan birini onlarla çalışmaya ikna etmişler. Sonra diğer bankalar geldiğinde, o ortaklığı da karlı hale dönüştürmüşler. Sürekli büyüdükleri için, banka sayısının artmasına rağmen, bankalara gönderdikleri lead’lerin azalmadığını söyledi. Bu iş modelinin kitapta bahsettiğim ‘güçler dengesi’ prensibini doğruladığını söyledim. Önce randevu almakta zorlandıkları bankalar, onlar için ciddi bir kaynak haline dönüştükten sonra şirketle birer birer masaya oturmuşlar.

    Komisyon ödememek için onları aradan çıkarmaya çalışan müşterilerden, çağrı merkezi kurarken bazı ekip üyeleriyle ilgili yaşadıkları sorunlardan bahsetti ve ‘kimse sürdürülebilirliği önemsemiyor’ sonucuna vardık. Çağlar, tüm işleri kitabına uygun yapma prensibine rağmen para kazanılabildiğinin bir kanıtı.

    Kredi satışı ile başlamanın doğru yol olduğunu, ama diğer servislerde de bu yıl büyümek istediklerini söyledi. Türkiye’de mevzuatın bir gecede değişerek işleri alt üst edebileceği konusunda mutabık kaldık. Bu yüzden, tüm yumurtalarını aynı sepete koymadıklarını ifade etti.

    Site için girişimciliğin tanımını yazarken zorlandığını söyleyince, girişimciliği tanımlarken belirttiğimiz niteliklerin bizim için doğal olduğu, dolayısıyla tanımlamakta zorlandığımız sonucuna vardık.

    Çok dışa dönük biri olmadığını, ve tüm işleri delege etmeyi tercih etmediğini de söyledi.

    Dün çay saatinde ise İtiraf.com, Uzman TV, İstanbul.net serisinden tanıdığınız Ersan’ın Magnet’teki ofisindeydim. Ersan yıllardan beri az uyuyan, uyumadığı hemen her anda çalışan ve bu şekilde kendisine, ailesine ve ülkesine karşı sorumluluğunu yerine getirdiğini söyleyen bir girişimci. Ersan’la bir saatlik görüşmemizin ana fikri ise ‘deneyim’ idi. ‘Ben bir saatte 5000 kez deneyim diyebilirim’ dedi, ve bu rakama gerçekten yaklaştı

    Doğru adımlar atarak gelişmenin sağlıklı olduğunu, sürekli büyümenin kaçınılmaz olduğunu söyledi Ersan. ‘Çözülemeyecek sorun yok, ama sürekli adım atmak şart’ dedi. ‘Geçen ay konuştuğumuz sorunları bu ay aynı şekilde konuşuyor olmamalıyız, her konuşmada ilerlememiz gerekli’ diye ekledi. Şirketlerin, ülkelerin gündeminde hiçbir şeyin bir günde olmadığını, zamanın gerekli olduğunu belirtti.

    Ersan eskiden bizim batılı toplumlardan geri olduğumuzu düşünürmüş, ama yabancılarla konuştukça bu fikri değişmiş. Onların da bizimle aynı yeteneklere ve zekaya sahip olduğunu ve aynı sorunları yaşadığını, sadece İnternet alanındaki geçmişlerinin daha uzun olması itibariyle deneyimli olduklarını görmüş. O yüzden artık kendine daha çok güveniyor ve daha sağlam adımlar atabiliyor.

    Tüm girişimcilerin kitapla ilgili heyecanımı paylaştığını görmek beni çok mutlu etti. Ortaya çok güzel bir şey çıkacağından şüphem yok. Bu sohbetlerin daha genişçe bir özetini önümüzdeki hafta kaldiracetkisi.com‘da bulacaksınız. Ben de her hafta başka girişimcilerle sohbet etmeye devam edeceğim.


    January 05, 06:29 PM

    Hükümet taraftarları’na X’çiler, karşıtlarına ise Y’ciler diyelim… X’le Y’nin ne olduğu çok önemli değil, birbirlerine zıt olduklarını bilmek yeterli.

    Tutuklanan Eski Genelkurmay Başkanı’nın Y’ci olduğu net ise, ve bugünlerde X’çiler de Y’cilerin siyasetteki izlerini silmekle yetinmeyip, eski uygulamalarının hesabını soruyorsa, ‘Genelkurmay Başkanı’nı bile tutukladılar! İşte bu X’çiler böyle adamlar! Bizi nereye götürüyorlar!’ diye feveran etmenin anlamı yoktur. Evet X’çiler iktidardadır, evet Eski Genelkurmay Başkanı Y’ci olduğu için bunlar başına gelmektedir ve X’çiler ondan intikam alırken, konjonktürün X’çilerin görüşlerini veri kabul etmesinden faydalanmaktadır.

    Bu noktada feveranın bir faydası yoktur. Söylediklerinize yalnızca Y’ciler hak verecek, ama yine X’çilerin dediği olacaktır.

    Güçler dengesi… Kim iktidardaysa, onun dediği olur, diğerlerinin iktidarı ele geçirecek kadar güçlenmedikçe, olmayan bir ‘objektif’ üçüncü güçten yardım dilemesinin faydası yoktur.

    Peki X’le Y dışında cephe yok mu? Olmaz mı… Zamanında hükümeti destekleyen Z’ci örgütlenme ile X’çiler arasında da bir gerilim var. Ayrıntıları henüz çok ortaya saçılmış değil, ama bunların da Emniyet Teşkilatı’ndaki güçlerini zaman zaman X’çilere karşı kullanıldığı görülüyor. Seçimlerin yaklaştığı zamanlarda X’çilerle Z’cilerin gerilimi de tırmanıyor.

    Üstelik bir de W’cular var. Onlar da kendi kimlikleri üzerinden yıllardır örgütlenmiş ve bir güç haline gelmişler, ama zaman zaman dış güçlerin ülkedeki amaçlarına hizmet etmiş, bazen iktidarla barışmış, bazen de onun burnunu sürtmüşler. X’çileri alt edecek güçte değiller, ama zaman zaman çok başlarını ağrıtıyorlar, X’çiler onları yok sayarak politika yapamayacaklarının farkında. Bunlar Y’cilerden çok daha güçlü bir cephe.

    Benim bu kamplaşmalarda bir görüşüm olmadığı sanılmasın, sadece güçler dengesi prensibinin her durumda işlediğini görecek kadar gerçekçi olduğumdan, karşı olduğum şey feveran etme kısmı… Feveran eden taraflara ‘Belki de Z’cilerle olan gerilimlerini de kullanarak X’çileri devirip iktidara geldiğiniz gün bu günlerin acısını çıkarırsınız, ama o zaman da başkalarıyla güçleri oranında mücadele etmeye devam etmeniz gerekecek’ demekle yetiniyorum.


    December 27, 05:03 PM

    Beş yıldır planladığım kitaba üç aydır hazırlanıyordum. Bu çalışmanın ilk aşaması bitti: Kaldıraç Etkisi kitabının taslağını gönderdiğim 19 girişimcinin (kendi kitabının yayınlanma tarihiyle çakıştığı haklı gerekçesiyle teşekkür eden Sedat Kapanoğlu hariç) hepsi ‘ben varım’ deme inceliği gösterdi ve proje fiilen başladı.

    İsimler şöyle:

    Alemşah Öztürk, Alper Akcan, Aslı Gökdere, Çağlar Erol, Devrim Demirel, Emre Aydın, Ersan Özer, Fatih İşbecer , Hasan Yalçınkaya , Melih Ödemiş, Orkun Tekin, Özgür Alaz, Özgür Zan, Selçuk Saraç, Serkan Borançılı, Sidar Şahin, Sina Afra, Tümay Asena

    Şimdilik ilk fazda neler olduğunu özetleyen bu resimlerden fazla ayrıntı paylaşmayayım, devamını merak eden, @kaldiracetkisi hesabını ve http://kaldiracetkisi.com adresini takip edebilir


    Latest checkin

    Badges

    Checkin history

    Friends

    abcdefghijklmnopqrstuvwxyz abcdefghijklmnopqrstuvwxyz