cicada

merhaba  ben cicada.22 yaşındayım.hayatınıza İzmir'den katılıyorum.

Posts

May 15, 03:43 PM

İnsanların içi öyle kötülükle dolmuş ki, senin aklından en ufak bir kötü niyet olmamasına rağmen kendilerini öyle bir kaptırıyorlar ki iyilikle yaptığın şeyi, illa evirip çevirip kötü olarak algılıyorlar. iyilik yap denize at dememişler boşuna. zaten öyle yapıyorum aslında. yaptığım iyiliklerden bir karşılık beklediğim olmamıştır.zaten beklesem iyilik olmaz onun adı, başka bişey olur. yok benim ihtiyacım öyle şeylere. kimseden bir şey beklemeden hayatıma devam etmenin ritmik bir yolunu buldum zaten,kimi zaman yorucu olsa da, başını yaslayacak bir omuz arasam da. İyilikle söylediğin bir cümleden türlü kötülükler arayanlar sonrasında hiç vakit kaybetmeden son derece kırıcı olabiliyorlar. üstelik değer verdiğin bir insan yapınca sana bunu, komşunun hakkında dedikodu yapmasından daha çok koyuyor insana. inanamıyorsun, üzülüyorsun, üzüldüğünü söylüyorsun, sinirlendiğini söylüyorsun ki bu konu hemen kapansın daha fazla uzamasın diye ama, karşında ki bir kez daha seni şaşırtmakta bir maruz görmüyor. "şu an üzüyorsun beni,sinirleniyorum da ve zor konuşuyorum şuan." bu cümlelerde anlaşılmayacak bir şey mi var? ben mi kendimi anlatamadım acaba? durmak için sonuna kadar gitmek mi gerekiyor illa ki? hıçkırarak ağladığımı görünce mi susmayı hatırlıyor insan. hayattan kolay kolay şikayet etmem. sevdiğimin insanların ve benim sağlığım yerindeyse her şeyin olabileceğine, şu anda kötü olan durumun ilerde düzelebileceğine inanırım. hayatta kalabilmem için pollyanna olmam gerekiyorsa evet ben o işi becerebiliyorum. şimdide hayattan şikayet etmiyorum ama sırf başkalarının can sıkıntısından benim hayatımın içine sıçmasına deli oluyorum. öfkeli bi insan mısın? git başka yerde öfkelen. sinirlendiğin insana bağır, bana değil. Hiçbir zaman insanları anlayamayacağım. zaten kendimi bile zar zor anlarken, 6 milyon insanı anlamayı beklemek saçma! Ama insan bari seviyorum, değer veriyorum dediği, kendine yakın gördüğü, bir şeyleri paylaştığı insanları anlayabilse, değil mi? çok fazla bişey istemiyorum ki.. saf mıyım neyim? gücüm tükeniyor benimde. hissediyorum. neyse ya daha fazla bir şey yazmak istemiyorum. sıkıldım azcık. çaya petibör batırıp yicem ben. çay hayat kurtarır :)

May 11, 07:28 PM
insanlar düşündüklerini söylemekten aciz. hissettiklerini bile söylerken önce bir durup düşünüyorlar ya da sonsuza kadar susuyorlar. nedir onları tutan bilmiyorum,anlayamıyorum. yarının garantisi yok ki! bırak yarını 5 dk sonrasının bile yok. ertelemek niye? utanmak, çekinmek niye? seviyorsan onu, çık karşısına söyle, ya da yaz bişeyler ne bilim ama söyle. bilmeye hakkı yok mu onunda. nefret mi ediyorsun birinden. söyle. sevmiyorum seni de. neden bu yapmacık tavırlar. bağırmak mı istiyorsun, bağır. gülmek mi istiyorsun gül. neden neden neden herkes saklanıyor bir perdenin arkasına. saklanmıyorum diyen, mickey mouse kostümüyle dolaşıyor, kimse içinde ne var bilmiyor. şu an çok acı bir şey fark ettim. :( aslında ben başka bir şeyler demek istiyorum ama nedense uzattım. direkt olarak söyleyemedim. hah! bırak söylemeyi yazamadım. tüm gün beynimi kemirip durdu. kabul etmek istemiyorum hala. bi adam vardı. ağzıma sıçmıştı. hiç bir arkadaşım adama deli gibi aşık olmama bir anlam veremedi. adam cidden sıçtı ağzıma ve ben onun hakkında yine de tek bir kötü söz söyleyemedim. sadece hayatımdan çıkardım, nefes almaya devam ettim. bana zarar vermesin diye en uzağa ittim onu, o zaten dünden razıydı bu duruma. sonra işte üstünden baya zaman geçmişken dün gece rüyamda gördüm. rüyalar bazen hiç iyi olmuyor. baya uzun zamandır görmediğim adamın facebook'una baktım sonra. adam Elf gibi göründü gözüme. çıldırıcam ya! nasıl bu kadar salak olabiliyorum. adama ağzıma sıçıyor,umrunda bile olmuyorum, aradan zaman geçiyor(adımı bile unutmuş olabilir) ben yine de adamı seviyorum. gel dese koşarım gibi. allah belamı versin kısaca. adam için gecenin 3'ünde taksimde tek başıma dolanmışım, tanımadığım insanlarla hala adını bile bilmediğim istanbul'un bi semtinde sabahlamışım, içmişim sarhoş olmuşum, yetmemiş kalkıp Los Angeles'a gitmişim, adamı sevgilisiyle yatakta basmışım... yok ya ben öleyim en iyisi. bu kafayla çok yaşamam zaten. allah cezamı versin benim. hala neden rüyamda onu görüyorum! benim bilinç altımada bana da! yazık! insanlar düşündüklerini söylememekte, maskeler takmakta, perdelerin arkasına saklanmakta çok haklılar. ben seni seviyorum dedim ne oldu,seni özledim dedim ne oldu, senin için geldim dedim ne değişti..her şey daha da kötü oldu. aşık bile olamıyorum artık. birini seviyor muyum acaba diye düşünürken, o gerizekalı adamı ne kadar çok sevdiğim geliyor aklıma ve karşılaştırılamaz olduğunu fark ediyorum, yoluma devam ediyorum. üzerinden bir sürü zaman geçmesine, bu zaman zarfında onunla ilgili bişey aklıma geldiğinde hemen başka bir şeyle kafamı dağıtmış olmama rağmen hala düzelemiyorum. ordan bakınca nasıl görünüyorum hiç umrumda değil. cidden sevdim adamı. herkes öyle sevilmek ister bence. ama işte o sevmedi beni. sevilmeyecek bi kız da değildim aslında ama o sevmedi işte. kolay olanı sevdi, ben de zoru sevmiştim zaten o yüzden üstüne varmadım. neyse hikayenin sonunda esas oğlan esas kızın ağzına sıçıyor ve yeni bir esas kız bulup yola onunla devam ediliyor. esas olan esas kızsa, esas oğlana ve kıza çok uzaklardan bakıyor. arka fonda jay jay johanson çalıyor ve the end yazısını görüyorsunuz. biliyorum bu spoilerdan çok daha öte oldu resmen filmi anlattım. izlemeyin zaten çok da matah bişey değil. üstelik devam filminin de geleceği yok. neyse böyle işte. ha o şarkıda şu oluyor, filmdeki tek güzel ayrıntı belkide. http://www.youtube.com/watch?v=KyQCRx0e2Dw
April 05, 04:18 PM

allam yareppiiimmm. bugün ben bişi sevdim, anlatmak da istiyorum.şimdi tam nasıl anlatıcam onuda bilemiyorum. böyle küçük ufak bişey düşünün tamam mı? tüyleri falan var, beyaz,sütlü kahve, sarı falan. kuyruğu var salağın. kulakları yumuşacık,ufacık ve sütlü kahve. uyuyo şimdi bu. gittim çömeldim yanına, hiç sallamadı beni. elimi gezdirdim gövdesinde yok tepki vermedi. kulalarıyla oynadım, gıdığını okşadım, kafasını sevdim ancak farketti beni. gözünü araladı şöyle bi, baktı ben varım, gerindi uyumaya devam etti. hani bebekler uyurken burunlarından bi ses çıkartır ya "homğğhh" gibi, buda aynısını çıkartıyordu. ay nasıl tatlı nasıl tatlı. sevgilim olsa bence bu kadar sevemem şuan. alıp eve götürmek istedim onu. uyumak istedim onunla. resmen hayvancağızla pembe panjurlu ev hayalleri kurdum. ama çok tatlıydı be! hele o poposu var ya tam benim avcuma göre yapılmış. böyle pıt pıt vuruyorum, hiiiçç oralı olmuyor, uykuya devam. yarın yine gidicem yanına. belki bana verirler. al sen bunu çok sevdin, ayrı kalmayın birbirinizden derler. demezler mi? derler belki ya. desinler nolur. allam çok tatlı yeaa. çocuğum olursa onun gibi olsun. hayvan sevgisinde son nokta. adı mı? adı yok. bilmiyorum. o heyecanla sormadım kendisine, poposunu pıtpıtlıyodum ben.

March 14, 06:42 PM

Her şeyi merak eden insanlardan olmadım. İnsanlardan diyorum çünkü öyle bir grup var. Çok ilginçler. Zaten benim yapmadığım her şey bana ilginç gelir daha doğrusu yapmayacağım her şey. Her dakika her şeyi soran insandan hoşlanmıyorum. Geriyorlar beni. Sinirlendiriyorlar. Ya arkadaşım bi iki dakika düşün de mi? Ben zaten sana anlatmak istesem derdimi,kederimi, sevincimi anlatırım de mi? Sen dinlemesen de anlatırım oğlum ben. Sen niye soruyosun ki? Soruyosun, söylemiyorum niye ısrar ediyosun, gerizekalı mısın canım sen? Sen ısrar edince ben anlatıcam mı sanıyosun? Allah akıl fikir versin canım sana. Ben daha da bişey demem. Yok lan dur diycem. Daha tam söyleyemedim içimdekileri. Şeyi de sevmiyorum mesela. Bana hayatında olan biten her şeyi anlatıyosun ya sevmiyorum oğlum onu. yok otobüsü kaçırdım şöyle oldu da, yok öyle olunca tabi bu da şöyle oldu ya, hayat çok ozr ya, bütün terslikler bi tek senin başına geliyor ya. he amk he benim babam kral ben de onun küçük prensesiyim amk. çişimi yapmaya bile gitmiyom tuvalete, hizmetçilerimizden biri benim yerime yapıyo. spor falan yapmıyorum zaten, veriyom parasını koşuyo biri benim yerime. Lan mal mısın!? (bak sinir oldum yine) Her boka sinirleniyon, her boka moralin bozuluyo. Git içinden sinirlen lan! beni niye geriyosun. Benim derdim zaten bana yetiyor, ben niye seninkiylede uğraşıyorum artı sen niye bana dert oluyosun. İnsan değil miyim lan ben! (aklıma şey geldi "ezik miyim lan ben?" neyse. o komikli bişey burda yeri yok. burda sinirleniyoruz balım. ingilizcesi honey) ha ne diyorduk, her şeye sinirlenilmez evladım, her şeye bir kulp takılmaz çocuğum. sen prenses değilsin ki hayatında ki herşey yolunda gitsin diycem ama prensesinde her işi yolunda gitmiyordu. ya babası dese ki, kızım seni bizim komşu ülkenin oğluna vercez yoksa savaş çıkcak bak milletin çoluğu çocuğu var. her şey senin elinde. itiraz istemem. kalk gidiyoz, dese kız allah tuvaletini yaparken yarattığı bi adamla evlense, yüzüne bakmamak için tükürmekten vazgeçeceğin bi adamla evlense söyle bakim sen aradığın kolyeyi bulamamışsın sabah çok mu dert. kimin ki dert? kim daha zor durumda? ha buraya kadar okudun anlamadıysan şöyle diyim. bi siktir git canım ya. atla pencereden atla,inş ölme sakat kal. tövbe tövbe. yok ya vazgeçtim çok acımasız oldu, ölebilirsin tamam sakat kalma. ay ne diyom. bana ne lan ölme git benden uzakta yaşa. bak şeyi de sevmiyorum mesela küçük şeylerin hesabını yapanları, salağa yatanları falan. lan manyak bu ne özgüvensizlik, bu ne küsmeyelim, aramız bozulmasın sana bi gün işim düşercilik! Söyle gitsin lan. Yok ama yapamaz nerde onda o özgüven. peh! Mesela şeyi de sevmiyorum. Birinin kişiliğini değiştirme çabasını. Hani başkasında sevmediği özellikleri düzelticek illaki kendi doğrularına göre. mesela şimdi yukarda şikayet ettiğim özellikler bi insanda varsa ben hayatt zahmet edipte düzeltmeye çalışmam. Ne uğraşcam lan derim. Kendime gider güzel bi aktivite bulurum, onu da hayatımdan çıkartırım. Hatta çıkartmaya da uğraşmam çoğu zaman, kendi haline bırakırım böyle arayıp sormam, o ararsa plan program yaparsa gitmem. Daha az vakit geçiririm yani. Ama bazı insanlar kendi doğrularından başka hiç bir doğruyu kabul etmiyor, Hastalıklı bir durum bence bu. Çok hastalıklı hemde. Sonuçta kimse mükemmel değil ve daha da fenası dünyada seninle aynı olan hiç kimse yok. ...... .. düşünüyorum şimdi beni sinir eden başka ne gibi durumlar var. yazıpta kurtulim istiyorum. Hah! şey var ya. pis insanlar! bazıları yemin ediyorum fransız havasında yaşıyor. domestos nedir bilmeyenler var. Bi insanı sevebilmem için kesinlikle önce temiz olması lazım. Hani sevgili anlamında değil sadece bu kız arkadaşlarım içinde geçerli. Çevremdeki insanlar için yani. Çok sinir oluyorum ya pis insana. hayır pisliği öyle bir boyuta gelenler var ki, temiz olduğunu sanıyor bi de o özgüven var yani ama bok gibi kokuyorlar. parfüm sıksa da nafile, napsın abi parfüm o da gaz haline geçen bi sıvı sonuçta eti ne budu ne. sen gir bi banya yap şöyle güzelinden, bi keselen parfüme bile ihtiyacın kalmaz. Ama yok çoğu insan kuduzdan beter. sudan korkuyor resmen,yanaşmıyor. ay bende sana yanaşmam o zaman. tüksiniyorum ya. pislikler! yıl olmuş 2012 sadece evden çıkarken dişini fırçalayan insanlar var! üşendiği için bi kere kardeşim gece yatarken fırçalamadı dişini valla deyim yerindeyse sürüyerek götürdüm banyoya,üstüne kitledim kapıyı,fırçalayana kadarda açmadım. ama ertesi gün bu işkenceden dolayı gönlünü aldım, brovni yaptım ona. abi o gece dişini fırçalamasa o 2 gün trip atardım ben ona, öpmezdim asla. kuzenim beni öperken, önce "dişimi fırçaladım." der mesela. kafasına terliği yer o ayrı. ben de bi garibim he fırçalasada dövüyorum, fırçalamasada. önceki hayatımda 5 çocuk anası bir ev kadınıydım heralde. ya bak bişeyler daha yazıcaktımda saat çok geç oldu. daha banyo yapcam. yatcam. sabah 6'da kalkıcam. Urla'ya gidicem. hadi balım öptüm seni. devam etcem ben sonra. aklımda çok güzel küfürler var, bi de beş para etmez insanlar. bekle beni. takiple :p

November 20, 01:31 PM
Bazıları aşık oluyordu ve bazıları olmuyordu. Dünya dönüyordu falan. Çevremde ki çoğu insan aşktan değil aşksızlıktan dert yanıyordu. Aşkın bu dünyayı kurtaramayacağını bildikleri halde bir umut mu taşıyorlardı içlerinde. Belki iç güdüsel olarak daha çok sevilmek istiyorlardı. Belki de her biri farklı bir şeyler istiyordu, farklı şeyler bekliyorlardı aşktan. Ve zaman ilerledikçe beklentiler artıyor, hayaller sınırları aşıyordu. Periyodik aşklarımın en başında farkında olmadan öyle çok gizledim ki kendimi, çoğunuzun yaptığı gibi sonunu düşünmeden yaptım bunları. Yaşarken güzel, arkasından baktığındaysa boşa giden zamanlar olarak kaldılar bende. İlk aşkımı bile yaşayamadığı gördüm, ben değil başkası yaşamış gibi izledim arkasından. Tüm sorunun karşımdaki insana karşı dürüst olmamaktan geldiğine inandırdım sonunda kendimi, sonra platonik aşklar dönemi başladı. sevdikçe sevdim, hayal kurdukça kurdum, kendimi odalara hapsettim, tepelerden aşağı bıraktım. Sonunda ne kazananı olacaktı oyunun ne de kaybedeni bile bile sonu olmayan paralel bir evrende yaşadım tek başıma. Zaman yanılsamalarında insanlar geçti gitti yanımdan. Sonra hangi gün olduğunu bilmediğim bir gün sorunu çözdüğümü sandım. Bir takım cevaplar bulduğumu ve doğru şıkları işaretlediğimi düşündüm. Öyle emin çıktım ki sınavlardan, 100 almasam bile 90 alırım dediğim anlara tekabül ettiler. Maskeleri evimin duvarlarına asarsam, dekoratif olacaklarını düşündüm. Herkesten sakladığım, maskelerin, duvarların arkasında büyüttüğüm kalbimi açarsam, aslında net olarak ne istediğimi en başında söylersem, kendim olursam her şey çözülür sandım. Kendi oluşturduğum formülde bazı sabit sayılar belirlerdim, dürüstlük gibi, içtenlik gibi... Değişkenleri hesaba katmadığımın farkında olarak risk aldım resmen, çünkü artık gerçekten sıkılmıştım. En büyük hatalar zaten siz ne zaman sıkılsanız ve risk almaya karar verseniz o zaman çıkıyor karşınıza. Bu genel bir tespit olmasa da benim hem bu evrende, hem de paralel evrenlerde yaşadığım hayatlar için geçerli bir tespit. Sonuçta hepimiz biliyorduk işte, neden bu gizem vardı anlamıyordum. Hala da anlamıyorum. Aşk zaman alan, çok zaman alan bişeydi. Sevgi de öyle. Sonuçta ben yıllardır tanıdığım insanlara onları ne kadar sevdiğimi bile sınırlı sayıda söylemiş bir insan olarak, yeni tanıdığım bir insana seni seviyorum demem gerçekten yalan, külliyen yalan olmaz mıydı? Bence olurdu. Oluyor da zaten. Birlikteyiz evet çünkü hormonlarımız yüzünden, beynime etkiyen kimyasallar yüzünden. Hani diyeceğim o ki ilk görüşte aşk diye bir şey yok belki de. Pek emin olmamakla beraber böyle düşünüyorum şuan.
Çok uzattım. Diyeceğim o ki; kalbini birilerine açmak da derdine derman değil. Hatta tanımadığın ellerin açık yarana tuz basması gibi. Tek başına açarsan kalbini bir başkasına, hatta kalbini bırak aklını açarsan bir başkasına, hayallerini anlatırsan bir başkasına, rüyalarına girmesine izin verirsen bir başka kişinin... canın acıyor sonunda. gözyaşı akıtmadan ağlıyorsun. O kadar acıtıyor ki bu senin canını, aklın başından gidiyor, canını yakanı bile özlüyorsun. İnsanlar... Şehirler... Cümleler... Müzikler... Mevsimler... Eşyalar... canını yakmak için sıraya girmiş bekliyorlar. Zamanın bir şeyi düzelttiği, acını azalttığı falan yok. Zaman geçtikçe, sen yeni anılar biriktirdikçe acılarını biraz daha geriye itiyorsun hepsi bu. Acı yine aynı acı. İçinin ufak parçalara bölünüşü aynı. Kaç defa kaç defa... ama hep aynı.
Sen böylesin kızım. Henüz seni anlayacak birine denk gelemedin. Acın da bu yüzden, geri kalan her şey de bu yüzden. Safsın sen, saf!
November 20, 01:24 PM

nerden başlasam ki.
birazcık sabırlı ve azimli olursanız birazdan burada benim başımdan geçen bir olayı okuyacaksınız. en ufak ayrıntısına kadar yazıcam ben bunu buraya. belki günün birinde zavallı bir kız okurda benim yaşadıklarımdan ders alır umuduyla. anlatıcam ama öncelikle bir şey daha belirtmek isterim bu olayın ana karakterlerinden biri olmama ve daha üzerinden 2 ay bile geçmemesine rağmen sanki bu olayları ben yaşamamışım bunlar izlediğim bir filmden ibaretmiş gibi geliyor. ne kadar saçma değil mi? ama insan beyni öyle bir şey ki; "unutucam onu,o geceyi,herşeyi unutucam ben" diye düşünülerek geçen 2 aydan sonra gerçekten de unutuluyormuş. yani en azından beyninizde en arka raflara kaldırılıyormuş böyle bir daha yaşamayı hiç istemediğiniz anılar. yalnız hatırlatmakta fayda var, yolda yürürken bir evin penceresinden gizlice kaçan bir melodi üzerinden kaç ay geçerse geçsin nerede olduğunuza bakmadan yüzünüze öyle bir çarpar ki,olduğunuz yerde donar kalırsınız mesela,tek bir adım atamazsınız, gözleriniz yavaş yavaş değil bir an da dolar ve gözlerinizi kırpmanıza gerek kalmadan yağmur başlar yüzünüzde. olabiliyor böyle şeyler. buna hayat diyorlar sanırım ya da onun bir parçası işte öyle bir şey.



aslında size İstanbul'dan ne anladığımı anlatmak isterim ama çok uzun olacak o belki başka bir yazıya saklayabiliriz onu. ama şunu kesinlikle belirtmeliyim ki İstanbul'a hep büyük umutlarla ve büyük heyecanlarla gittim, sonra büyük kayıplarla ve büyük üzüntülerle geri döndüm. şu son yazdığım cümle aslında hikayenin özeti ki siz eğer tüm yazıyı okuma sabrını gösterirseniz bunu anlayacaksınız. neyse işte sabırsız olanlar için belirtmiş oldum burada.

kıştı. çok soğuktu ama heyecanımdı beni sıcak tutan. çok aşık olmuştum. acayip ama. öyle böyle değil. beni alsa yanına gidelim dese 1 dk düşünmezdim. ne isterse yapardım. böyle manyaklık derecesinde aşıktım adama. ölelim dese ölürdüm yani.
İstanbul soğuktu ama ben çok heycanlıydım. onu aradım. ben geldim dedim. o kadar iyi heycanlanmış numarası yaptı ki inandım. zaten ne dese inanırdım. görüşelim, ben seni arıycam akşam dedi.tamam dedim. o kadar heycanlıydım ki tüm gün ne yedim ne içtim nereyi gezdim kimle gezdim bana ne dediler ben ne dedim hatırlamıyorum onları. akşamı düşünüyorum. arıycak beni diyorum. hayır aramadı. o zahmet edip elini telefona götürmedi ve ben öldüm. öyle çok seviyorum çünkü adamı. eve geldim. oyalandım. banyo yaptım. saçlarımı kuruttum. pijamalarımı giydim. yatağa yattım. müzik dinledim. ağladım. göz yaşlarım saçımı ıslattı,saçım suratıma yapıştı zahmet edip düzeltmedim onları öyle kaldılar. sonra bir mesaj attım sana. bugün buluşmayacak mıyız dedim. cevap bile beklemiyordum aslında öylesine atmıştım mesajı. cevap attın. anında kalktım yataktan. dikleştim. nefeslerimi düzene soktum önce zira yazdığın şeyi okuyup anlayamamıştım. hani öyle uzun şeylerde yazmamıştın,anlaşılmayacak şeyler de ama ben anlamamıştım işte. bana arkadaşlarla taksime gidiyoruz sende gel dedin. sen zaten çoktan gitmiştin oraya. saat gece 1'i çoktan geçmişti. az önce kanı çekilmişçesine yatakta yatan kız ben değilmişim gibi koşar adım kalktım yataktan. hemen giydim elbisemi, öyle heycanlıydım ki ellerim titrediği için makyaj yapmadım, arkadaşım gülümseyerek makyajımı yaptı. bir göz kalemi,rimel ve dudaklarım için parlatıcı. boynuma güzel bir kolye taktık. öyle çok yakıştı ki hırkamla çok uyumlu olmuştu ama fark ettiğini sanmıyorum...gecenin bir yarısı Anadolu'dan karşıya geçtim, taksime, tek başıma. meydanda taksiden indim. taksici "arkadaşın gelmedi mi seni almaya, tek başına yürüme istersen burda" dedi. taksici bile beni düşündü lan! sen merak bile etmedin. taksiden indiğim an pişman oldum geldiğime ama hala seni görmek istiyordum. yüzüne bakmak. belki sarılmak. bilirsin özlemek en tehlikeli duygu. çok şiddetli oluyor bazen ve beynine hükmediyor.360 diye bir yerdeymişsin sanki ben 40 yıllık İstanbul'luyum ya hemen bulacakmışım gibi bir de rahat rahat anlatıyorsun. gecenin o saati(02:00) İstiklal'de yemediğim laf kalmadı. sora sora bağdat bulunurmuş ben de buldum seni. İtiraf et beni gördüğüne hiç sevinmedin. az sonra arkadaşlarınla tanıştıracağın için üstünde o iğrenç gerilim buram buram kokuyordu. bana hoşgeldin deyip nezaket icabı öperken bile etrafa bakıyordun. ben hissettim. çok pişman oldum geldiğime. hadi gel masa şu tarafta dedin. bir an durdum geri dönüp gitmek istedim ama o kadar umut biriktirmiştim ki içimde birini yıkarken diğeri beliriyordu kalbimde. senin hiç bir şey yapmana gerek yoktu zaten ben proglanlanmış bir robot gibi bunu otomatik olarak yapıyordum.

masaya ulaştığımızda herkesle tanıştırdın beni. kızlar tarafından teker teker sorguya çekildim. nerede okuyordum? ne okuyordum? nerede yaşıyordum? seni nereden tanıyordum? eğleniyor muydum? İstanbul'u sevmiş miydim? ne kadar kalacaktım? ne için gelmiştim?............
sonra herkes dışarı sigara içmeye çıktı sen zaten benim sorgum sırasında gitmiştin bir yerlere. yanıma bir kız geldi. merhaba tanıştırılmadık dedi. öyle mi kusura bakma farkında değilim herkesle tanıştım sanıyordum dedim. yok ben masada değildim yeni geldim o yüzden tanışmadık dedi. adımı söyledim tanıştık. herkes dışardaydı ve biz sohbet ediyorduk


February 17, 04:14 PM
cicada: "I connected Blogger to my http://flavors.me page - http://flavors.me/cicada06"
January 21, 06:42 PM


bugün evde yalnız başıma benny&joon'u izlerken sokaktan sarhoş insanlar geçti.çok neşelilerdi,dans falan ettiler.şarkı söylediler.içlerinden biraz ayık olanı kameraya çekiyordu diğerlerini.büyük ihtimal yarın herkes ayıldıktan sonra görüntüleri izletip biraz daha eğlenmek istedi.kameramandan daha ayık olan biri vardı içlerinde,o da beni farketti.camdan aşağı sarkmış,havanın soğuk olmasına aldırmadan onları izliyordum.gerçi biraz üşüyordum ama sorun değildi,zaten en fazla 2dakika daha sürecekti bu olay sonra yürüyüp yollarına gideceklerdi ve ben yine yalnız kalacaktım,bir süre daha boş ve sessiz sokağa bakarken seslerinin de giderek kaybolduğunu farkedecektim.sonra sadece sessizlik kalınca bana,sanki asıl rahatsız olduğum şey sessizlik,yalnızlık değilmiş de üşüdüğüm için pencereyi kapatıp içeri geçiyormuş gibi yapacaktım.filmime kaldığım yerden devam edecektim falan.
aynen dediğim gibi oldu.
sam ve joon'un birbirlerini öptükleri sahnede ağladım.üzüldüm kendime.
December 14, 06:04 PM


Ah, Küçük Prens, ne üzüntülü basit bir hayat sürdüğünü yavaş yavaş anladım. uzun süreden beri senin tek eğlencen, güneşin batmasını seyretmekmiş. Buluşmamızın dördüncü günü sabah, sen bana:
- Güneş batılarını severim. Gel bir güneş batması seyredelim, dediğin zaman, bunu anladım.“
- Güneş batması mı? dedim, daha vakit değil ki beklemen gerek.
- Neyi bekleyecek mişim?
- Güneşin batma saatini.
Önce çok şaştın, sonra kendine kendine güldün.
- Ben hep gezegenimde sanıyorum kendimi, dedin.
- Öyle ya, herkes bilir ki, Amerika'da öğle oldu mu, Fransa'da güneş batar. O anda şıp diye Fransa'ya gidebilsek, güneşin batmasını seyredebilirdik. Ama, ne yazık ki Fransa çok uzak! Sen, Küçük Prens, gezegeninde sandalyeni biraz öteye çeker, istediğin saat güneşin batmasını görürdün...
Biraz sonra da:
- Bir gün 44 kez güneşin battığını gördüm! dedin.
- Biliyor musun, insan böyle üzgün oldu mu, güneşin batışını seyretmekten hoşlanır, diye ekledin.
- O gün... öyle üzgün müydün? diye sordum, ama Küçük Prens hiç cevap vermedi.
December 05, 12:40 PM


hava sıcak dediniz.aralıktayız hala yarım kolluyla geziyoruz bu nasıl iş dediniz.eee havalar ne zaman soğuycak dediniz.yok küresel ısınmaydı soğumaydı dediniz.

sustum.gıkımı çıkarmadım.

alın işte soğudu hava şimdi kıçınız göğe erdimi.şimdi daha mı iyi oldu.açın sobayı oturun evde.dışarı çıkarken marul gibi katkat giyinin.hep sizin yüzünüzden işte,bu havaların soğuması hep sizin yüzünüzden.yukardaki belli ki biraz kafa dinliyordu mevsimleri değiştirmeyi unutmuştu.hergün hatırlattınız.yemediniz içmediniz havalar sıcak deyip durdunuz.o da duydu artık düzeltti yanlışını.hah!şimdi çok yaşayın siz!

inş bu kış en çok siz üşürsünz.inş bu kış en çok yolda kalan siz olursunz.inş bu kış kıçınız donar.inş o elektrik faturası…. neyse o kadarda insafsız olmayim =)ehe
December 04, 10:38 AM


dün gece utanmadım,üşenmedim kalktım krep yaptım kendime.sonra bir de baktım nutella kavanozunun dibinde bişey kalmamış.koştum bakkal amcaya dedim nutella var mı?anlamadı.nutella var mı dedim tekrar.yine anlamadı.ama ben anladım.bakkal amcanın anlamadığı benim nutellayı telafuz edemeyişim değil,amcam nutella nedir bilmiyor.hemen şöyle taradım bakkalı,zaten 2 tanecik rafı var.eenneee dedim mahalle bakkalı negzel,minnacık.ekmeğe sürcem çikolata arıyorum amca dedim.hee yavrum öyle desene al çokokrem var bak burda dedi.kasanın yanından ayrılmadı,eliyle işaret ettiği yere baktım,100gr.lık bir çokokrem=) uuu beybi seni nasıl görmemişim ben dedim içimden.aldım onu utanmasam sarılıp öpücem.aldı onu bakkal amca elimden,tozlanmış ya üstü sildi verdi bana.

sonra eve gelip kızdım kendime.kim soktu lan benim aklıma o nutella aşiftesini dedim.sanki çokokremi yıllarca aldatmışım gibi hissettim.nutella adeta bir carolin oldu benim gözümde,ben ali oldum bi an da,sevgili canım çokokremse cemile oldu.pişmandım.af diledim çokokremden.affetti beni,vefalı kadın tabi dedim.ne diyom lan ben,kaptırdım yine kendimi.

sürdüm sürdüm yedim onu kreplereee.yetmedii kaşık kaşık yedim.zaten hepsi hepsi 100gr.cıktı.bitiverdi.

yeminim olsun bundan sonra bu eve nutella girmeyecek.adı anılmayacak.

herşeye yeniden başlıyacağız çokokremim.seni dünyanın en mutlu çikolatası yapacağım..
December 03, 05:28 PM


bu sabah yorganın altından bir hışımla çıkardım kafamı.”lanet olsun sana.etraf aydınlanmış sen hala yataktasın.”dedim kendime.yanımda ki komidinin üzerinde duran saatime uzandım,gözlerimi 2saniyeliğine sımsıkı kapadım,sonra açıp baktım saate,tam 11.45di.bu saate sınav mı kalır.ya nasıl geç kalırsın diye kızdım kendime.sonra ayılma evresine girmiş olacak ki beynim,aa bi dakika ya bugün sınavım yoktu galiba benim dedim.(tam da emin değilim söylerken ama cümle bitince emin oluyorum falan)

ama bu sefer de yarın ki sınava çalışmak için erken kalkmadığıma yanıyorum.nasıl yetişecek konular ya nasılll??sabahlıycaksın yine ve bu sefer cidden geç kalıcaksın sınava diyorum.tam bu evrede beynime iyice bi kan pompalanıyor,gerilen vücudum kendini salıyor.sınavların dün bittiği dank ediyor kafama.çarşafın sıcaklığını,yastığın yumuşaklığını hissediyorum yeniden.sevgilim elimi tutmuşda benim içimin yağları erimiş gibi oluyor.sakince saati ait olduğu yere bırakıyorum.gözüme telefon ilişiyor,suratımda şımarık bir ifadeyle,iteliyorum az öteye.komidinin üzerinde kitabım duruyor.alıyorum onu elime.yan dönüp okuyorum bir kaç sayfa.yeniden bırakıyorum yerine.biraz sol tarafa doğru yatayım.oohh şimdi de sağ tarafa dönüp yatayım….uyuyayım ben yaa.evet uyumak güzel şey..çok güzel bir şey..
November 26, 08:01 PM


bişeyler istiyor canım.basit hayaller kuruyorum gerçekleşmesi zor.
basit çünkü masum.
geçekleşmesi zor çünkü sadece benim isteğimle olacak şeyler değil.
yine platonik aşkıma hızlı sıkı bir dönüş yaptım.hani klişe olmasın istiyorum ama bazı adamlar geçmişte bir gün de çok doğru bir laf etmişler,bir deyim bulmuşlar ya da onun gibi birşey:"aşka aşık olmak".Nedir bilmezdim şimdi yaşadığımı hissediyorum.aşığım biliyorum.en derinden hissediyorum içimin acıdığını,ciddi anlamda midemle göğsüm arasında bir yer acıyor onu düşündüğüm bazı zamanlarda,ona ulaşamayacağımı düşündüğüm zamanlarda,gücümün tükendiği zamanlarda.

mesela bir gün çıkıp gelse buraya,2gün birlikte vakit geçirsek.hayatımda olmadığım kadar mutlu olsam,beni mutlu eden o olsa.o aktiviteden diğerine koşalım demiyorum ama yürüsek,sohbet etsek,gülsek,güneş batsa denize,zamanın nasıl geçtiğini anlamasak.mutlu olsa,çok mutlu olsa,onu mutlu eden ben olsam.


mesela bir gün kalkıp gitsem yanına,sevinse beni gördüğüne.günün yorgunluğunu benimle birlikte atsa.birşey yapmadan otursak,konuşmasak,birbirimizde dinlensek.hiçbirşey yapmadan dünyanın en mutlu iki insanı olsak.
ertesi güne birlikte başlasak.sabah beni gördüğünde birşey söylemese bile günaydın dediğimde gözlerinin içi gülse.
akşam jay jay johanson konserine gitsek,bizim şarkılarımızı söylese jay jay.dans etsek birlikte,bana sarılsa sakince.hem tutsa beni hem de özgür bıraksa.istediğimde kollarının arasından sıyrılabileceğimi bilsem ama hep orda kalsam.

beni yolcu ederken gitme demese ama kalmamı istediğini bilsem.gözlerinde görsem beni o dakika özlediğini.gözlerinde görsem bana değer verdiğini,beni önemsediğini.

bir insanı kaç gün üst üste rüyanızda görebilirsiniz?görmediğim geceler bir elin parmaklarıyla sayılabilecek kadar az.uyumak hep güzel o yüzden.rüya görmek çok güzel onun yüzünden.

bu adam mükemmel değil.çok yakışıklı değil.çok zeki değil.çok zengin değil.çok aşık değil.bu adam sadece beni gülümseten bir adam.en salak en iğrenç en aptal haliyle bile beni gülümseten,kusurları önemsiz bir adam benim için.yaptığı herşeyin doğru olmasına gerek yok benim için onun yapıyor olması önemli olan.
garip hastalıklı bir şekilde seviyorum.elimden bu kadarı geliyor.mutlu olduğumda bunu paylaşabiliyorum,mutsuz olduğumda kaçış noktam oluyor.bu adam benim istediğim herşeyi karşılıyor.bu adam iyi ki yapıyor bunu.bu adam iyi ki var.
November 10, 03:02 PM


aşk nedir diye saçma bir soru sormayayım değil mi şimdi.zaten cevabını veremem de size bu sorunun.hakkında çok az şey bildiğim bu üç harflik kelime,öyle google'da aratmalarla,kütüphane dolusu kitap okumakla öğrenilmiyor ne yazık ki.illa ki deneme yanılma yöntemi gerektiriyor ki bu da ne yazık ki tek seferle bitmiyor.

aşkın gözü kördür.basit,geniş zamanlı bir cümle işte.benim buraya yazacağım bilmem kaç tane cümleden daha basit,anlaşılır ve anlamlı.net çünkü.hemde doğru.
...
..
insan aşık olunca yanındakini görmüyormuş.neden acaba böyle oluyor.dış dünyaya algılarını kapatıyor,daha önce gördüğü,üzüldüğü şeyi aşık olunca görmüyor.sadece sevdiği insanı,onunla birlikte bu dünyada yapılacak bütün güzel aktiviteleri,eylemleri nesneleri görüyor.artık kendini bir an olsun yalnız düşünmüyor.bir kendini sevmiyor artık,onunla birlikte seviyor kendini.kendinden,sadece onun için taviz veriyor.kimseyi görmüyor gözü.yanıbaşını görmüyor.sevdiği ona yetiyor zaten,diğerlerine gerek kalmıyor.hep de böyle olmuyor tabi.bazen yanındakinin çığlıkları öyle şiddetleniyor ki,gözü takılıyor dönüp bakıyor bi ama hepsi o kadar işte.diğer tarafta herşey rengarenk,cıvıl cıvıl dururken o neden karşı tarafla ilgilensin ki.görüyor,duyuyor ama ilgilenmiyor.
...
..
..
bir ilişkide atılan adımlar karşılıklı mı olmalı?ben bir adım attım,şimdi sıra onda mı demeli insan?isteseydi yapardı diye mi düşünmeli?n'olur ki atılan bir adımdan sonra,yine bir adım daha atsak?ısrarcılığa mı girer?girse n'olur ki?içinden öyle geliyorsa,n'olur?canın yürümek istiyor belki de koşmak.koştuğun yönü görmen şart mı?sadece koşsan nasıl olurdu?
herkes uyarıyor,herkes bir dur diyor.ne biliyorlar ki benim içimi,içimden ne geldiğini.
....
...
..
bir de hasta olmak için,önce immün sistemin çökmesi gerekmezmiş.bazen hasta olurmuşsun sonra çökermiş immün sistem.her hastalıkta burnunun akması,karnının ağrıması,midenin bulanması gerekmezmiş.bazen öyle durduğun yer de hasta olabilirmişsin.bir sözle hatta bir gülüşle bile.kimse anlamazmış senin hasta olduğunu ama sen bilirmişsin.
bir köpeğe sarılsan,öpsen geçermiş hastalığın,bir bebek gülümsese sana iyileşirmişsin belki.öyle ilaca,iğneye,şuruba gerek yokmuş bazen,bir elini tutsa geçermiş herşey..
November 07, 03:38 PM

bazen hala yapabilecek bişeyleriniz olduğunu biliyorsanız,hissediyorsanız bazı şeylerin bittiğini kabul etmek zor oluyor hatta kabul edemiyorsunuz işte.

birini seversiniz,sizin için herşey güzel olabilir ama karşı taraf için her zaman aynı şekilde olmuyormş.hiç beklemediğiniz bir anda sizi terkedip gidebiliyor.zaten işte bu yüzden adı terkedilmek,hiç beklemediğiniz bir an da olduğu için.yoksa sizde bişeylerin ters gittiğini anlasanız,ayrılırsınız terkedilmek olmaz onun adı.

terkedildiğinde insan,içinde öyle şeyler birikiyor ki.eskisinden daha çok seviyor karşıdakini.halbuki tam tersi olmalı diyor mantığı."adam seni terketti gitti be kadın,seni sevmiyor işte sen onu seviyorsun ama o seni sevmiyor işte.sen onunla olmak istiyorsun,onunla gülmek istiyorsun,onunla sıkılmak istiyorsun,uyumak istiyorsun,onu öpmek istiyorsun,saçını dağıtmak istiyorsun ama o istemiyor be kadın." diyor.haklıda.ama yapamıyor insan.ters tepiyor herşey.daha çok seviyosun.eskisinden daha çok düşünür oluyorsun.işte hep terkedilmeler yüzünden bunlar.ansızın geldiğinden ayrılık.

hani olur ya telefonda konuşursun biriyle,karşı taraf "oldu o zaman görüşürüz."deyip kapatır telefonu "çaaaaattt!" diye.oysa sizin daha söyleyecekleriniz vardı değil mi.naparsınız geri ararsınız.hah işte ben yedim o boku.sabahtan beri kıvranmalarım o yüzden,diyemedim şu iki satır cümleyi.
....
...
..
diyceklerim vardı.aklımda sorular vardı.istediklerim vardı.söyledim bir çoğunu.kötü birşey yapmadım.sakince sorularımı sorup cevabını bekledim.aldım cevaplarımı tam kapatmaya yelteniyordum ki,o da bir soru sordu bana.çalışmadığım yerden.. bilmiyorum dedim.aynı soruyu ona da sordum o da bilmiyordu.kim bilecekti bu sorunun cevabını bizden başka?cevaptan mı korktuk?cesaret mi edemedik?gerçekten bilemedik mi?

mutsuz muyum?yok canım değilim,bakmayın siz bunun melankolik bir yazı olduğuna.ben mutluluğu bir tek kişiye bağlamadım hiçbir zaman.ama eksiğim biraz,kabul ediyorum.

ne demiştim yazının başında,hala söyleyecekleriniz yapacaklarınız varsa kabul edemiyorsunuz terkedilmeyi.ben diyeceğimi dedim,yapacağımı yaptım,içim rahat.huzura ermeme çok az kaldı.bana düşeni yaptım ya,yüzüm gülüyor artık.

ona bir tek mesajım olur artık: "bugünün işini yarına bırakma."

October 31, 07:55 PM

şimdi bu yazıyı okuyan arkadaşlar "aman olur mu öyle şey.abaza mıyız biz.herkesi aynı kefeye koymak doğru mu?" falan filan diyecekler ama bu beni susturmaya yetecek mi,"oohh nooo" repliğini veriyorumm hemenn ni haahahah:) valla bilmediğim konular hakkında konuşmam,bişey biliyoruzda söylüyoruz heralde demiyorum,bilmediğim konular hakkında sırf inatlığımdan sırf gıcıklığımdan konuşmuşluğum hatta tartışmışlığım ve hatta tartışmanın ortasında hakkaten haksız olduğumu anlayıp yine de tartışmaya devam etmişliğim çoktur ama, vallahide billahide bu konuda dertliyim o yüzden allah ne verdiyse yazıcam artık.

bir kızla bir erkek günümüz teenage tabiriyle "kanka" olabilirler mi?olurlar.çok güzel de olurlar.mesela farklı şehirdelerse,arada bir görüşüyolarsa,yani "birlikte(yanyana)" geçirdikleri zamanlar az ise çok da güzel arkadaş olurlar.acayip eğlenirler.çünkü nedendir bilmiyorum,bir erkek beyniyle bir kadın beyni yanyana geldiğinde aynı frekanstalarsa ortaya çok güzel işler çıkıyor.iş dediysem sevgili okur aklın başka işlere kaymasın,hani komiklik,eğlence falan.eh zaten buraya kadar olan kısmına bizimde sesimiz çıkmıyor.ve lakin bu iki insan parçası yanyana geldiklerinde birlikte geçirdikleri zamanlar arttığında işler hiç de umulduğu gibi gitmiyor.bu kişiler arasında bir yakınlaşma oluyor.garanti veriyorum ya.oluyor!oluyor diyorsam oluyor lan!itiraz etmeyin,dinleyin bi.ama 5 gün sonra oluyor ama 5ay sonra ama 5yıl sonra.(5yılda çok oldu farkındayım ama sen beni anladın.oooyeeeaaa check it out!)

ilk savunmamı yapıyorum ve bu savunmayla abaza damgasını yeme olasılığımıda biliyorum.savunmam şudur:bu insanın doğası,azıcık endorfinin varsa şu kanka dediğin insanla loş ışıklı romantik film ertesi puf bir koltukta oturuver bakalım ne oluyor.şimdi benim bu düşüncemi saçma bulan,gelecekte bu anı ya da benzerini yaşayacak okur tek isteğim o an aklına benim gelmem.bi beyninde bi çaksın yani.cicada böyle yazmıştı de.bi saniyelik bi çakim yani beyninde.milyonlarca sinir hücren var lan beyninde 1 taneside benim için çaksın çok görme bunu bana.sonra işine devam et sen,artık elinimi tutarsın,öpermisin,romantik gizemli bir ses tonuyla karşındakinin ismini söyleyip ilk adımı ondan mı beklersin bilemem.

ikinci savunma cümlem de şudur:madem sen bu işlerin böyle olduğunu düşünmüyorsun.madem sen bir kızla bir erkeğin çok da güzel dost,arkadaş,kanka,kanki ne dersen artık olabiliceğini düşünüyorsun.o zaman sorarım,sevgilinin böyle bir arkadaşı olduğunda neden yeri göğü inletiyorsun?ha sen inletmiyorum ben diyorsun.o zaman neden için içini yiyor??
bi hayal et ama bi düşün hemen itiraz etme.---> dışarda nefis güzel bir bahar havası var.içine çekiyorsun oohh mis gibi,tertemiz,ferah.insanlar parklarda,sahilde...ama sen evin penceresinde.çünkü yarına yetiştirmen gereken işlerin var.ama dersler,ama evraklar,ama ev işleri..vs gel gör ki kız/erkek arkadaşının böyle işleri yok.bu güzel günü değerlendirmek istiyor oysa ki sen evden çıkamazsın,o ise eve girmek istemiyor adete dağ bayır yürümek,o sokak senin bu sokak benim gezmek istiyor.sen evden çıkamayacağını,yapılacak işlerin olduğunu söylediğinde hemen bu arkadaşı arıyor.ne kadar güzel bir tesadüftür ki bu canım arkadaşımızında işi gücü yok,boş gezenin boş kalfası dedikleri cinsten,hayddiiii bunlar ver elini deniz,sahil,parklar,bir takım eğlencelikler.şimdi bu iki yakın kız-erkek arkadaş olayına sıcak bakan gıkını çıkartmayan saygıdeğer arkadaşım,eğer sen buna da sesini çıkartmazsan,ben de sana bişey demiyorum.valla bak demiyorum.ne diycem.dur lan aklıma bişey geldi diyorum:"helal lan sana!takdir ediyorum."

itiraf edim bu yakın arkadaş modeli çok da canımı sıkmıyordu yakın bir zamana kadar.ama ne zaman ki keçi sakaldan ayrıldım(ne ayrılması,terk edildim),bu yakın arkadaş modeli kıçıma batmaya başladı.ayrıldık,kız bir sevindi arkadaş sanırsın kayıp çocuğunu buldu.benle merhabadan başka muhabbeti olmayan insan,benimle msn muhabbetlerine girdi.ayrılık acısından öldüğümü sanıp bana akıl fikir verdi ve hatta çok sıkılırsam kendimi dışarılara atmak istersem hemen onu arayabileceğimi söyledi.yanlışlıkla atılan içeriği yaptığı aktivitelerle dolu çok büyük ihtimalle bu aktivitelerin keçi sakalla yapıldığı buram buram kokan mesajlar yollamaya başladı.
evet başarılı çünkü,sinir oluyorum.evet başarılı çünkü artık unutmak daha kolay hatta daha eğlenceli.kızın derdi ben olmuşum.kendine beni dert edinmiş ya.aahhh zavallım.terkedilen benim ama sen daha acınası haldesin.

bi arkadaşımında dediği gibi"sen öl ya!" :)

ps:bakmayın şikayet yazısı olduğuna,aslında bu olay bana çok iyi geldi.bi durdum önce sinirlendim.sonra keyfim yerine geldi.şimdi bile yüzümde şahane bir gülümseme var.küçük ama etkili :)
May 11, 07:28 PM

teenage yıllarıma geri döndüm.bakıyorum msn e girmiş.bişey mi yazsam ki diye düşünüyorum.yok yok boşver diyorum sonra,ne yazıcam ki.facebookda görüyorum;mmm tamam bişi yazmıyorum ama bi profiline bakimm ne var ne yok diyorum,yarım saatte neler değişti kim bilir :P
oouu ne msnde ne facebook'da.nerde ki bu? mesaj mı atsam.ay delirdin ne mesajı git yat uyu sen.yorganı başına çek.telefonu uzak bi yere koy.
ayrıca paranoyakta oldum.her sabah alarmı kapattıktan sonra baktığım ilk şey mesaj bölümünün giden kutusu.ya gece uyku sersemi mesaj attıysam falan.rezillik yani.olur olur yapabilirim.potansiyelimi bildiğimden.

bugün komik bişi oldu,akşam anlatırım ona da diye düşündüm,sonra dararidaannn.anlatamazsın dedim,zaten komik şeyide unuttum.
sonra bişeye canım sıkıldı.nasl halledicem dedim.sonra ona sorabilseydim keşke dedim.
nedense bugün hep onu düşündüm ya.birlikteyken bu kadar çok düşünüyormuydum acaba?hatırlamıyorum.
October 22, 07:52 AM



loş bir ışık vardı.onu görebiliyordum ama her ayrıntıyı görebilmem için dikkatli bakmam gerekiyordu.ben de öyle yaptım.dikkatlice inceledim onu.gözlerini bilerek en sona bıraktım,utandım biraz.ayakkabılarına baktım.bağcıklarına.sıkı bağlanmışlardı.tişörtü eskiydi.saçları dağınıktı.ellerini saçlarında gezdirdi,biraz daha dağıldı.ama en çok ellerini inceledim.dikkatlice.bir daha bana dokunmayacak diye düşündüm.birazdan eve gidecek,belki yolda bir sokak köpeği görecek,sevecek onu ama,bir daha beni sevmeyecek.dokunmayacak.elleri güzeldi.bence hep güzel kalacakdı.herkes sevecek onları.ben bir daha asla..sonra kısa bir süre gözlerine baktım.sokak lambasının ışığında parlıyorlardı.mutlu görünmüyordu gözleri.ne düşündüğünü anlamaya çalıştım ama vaktim kısıtlıydı.ben anlayamadan o kafasını bana doğru çevirdi.ben hemen kaçırdım bakışlarımı.onu o kadar dikkatli incelediğimi anlamamalıydı ama anladı.
"bir şey demiyecek misin?" dedi.
"neden?"dedim.
nefes aldı çok derin bir nefes değildi."seninle bir ilişki yürütebilmek zor değil aslında.sen çok sıkmıyorsun insanı,serbest bırakıyorsun.seninleyken eğleniyorum,sıkılmıyorum.ama....biz duygusal olarak birşey paylaşamıyoruz."dedi.çok da haksız sayılmazdı.
o bunları söylerken ben bir salyangoz olmanın peşindeydim.oturduğumuz duvarın üzerinde bir salyangoz vardı.aslında %50sinden fazlası mukus olmasına rağmen,çok temiz göründü gözüme.çok güzeldi.işte o konuşurken ben dua ediyordum."allahım beni bir salyangoz yap"diyordum."şu an da." "şu salyangoz ben olsam şimdi hemen yok olsam burdan"diyordum."bu salyangoz çok yalnız,beni onun arkadaşı da yapabiilrsin.duvarın köşesine kadar gideriz ve ordan manzarayı izleyebiliriz."diyordum.

onun sesiyle irkildim.
"birşey söylemeyecek misin?"dedi.
baktım ona,gülümsedim.ben o dakikaları slow motion yaşıyordum.bu hallerim ona garip mi geliyordu bilmiyorum.düşündüm söyleyecek bir şeyim varmıydı diye.salyangoz olmak istiyorum desem,çocuk ne kadar doğru bir karar verdiğini düşünecek,hatta bu ayrılık fikrinin neden daha önce aklına gelmediğini düşünüp hayıflanacaktı.diyemedim ki salyangoz olmak istiyorum ben diye.gülümsedim."aklıma birşey gelmiyor şu an"dedim.güldü o da.anladımı acaba salyangoz olmak istediğimi.sanmıyorum.o salyangozu bile görmedi.
yanına oturdum.
ayrılık anları hep böyle güzel midir diye düşündüm.hiç sıkılmıyordum.bence sabaha kadar ayrılabilirdik.güzeldi bence.garip bir şekilde hoşuma gidiyordu bu durum ama bir daha böyle bir anı yaşayamayacağımızı düşününce üzülüyordum.gözlerim doluyordu bazen ama o hiç görmedi.kafamı çevirip,gözlerimi milyon kere kırpıştırıyordum.
"seninleyken mutluydum"dedim.gülümsedi.onunda mutlu olduğunu anladım.keşke bir de saçlarımı sevse diye hayal kurdum.sevmedi ama.gülümsedi ve orda bitti onun için o cümlem.bense hayal kurdum..
...
..
.
onun sesiyle irkildim."eve mi gideceksin?"
"bilmem.burası güzel.biraz otururum."
"burda mı?"
"evet."
....
...
..
"oturacakmısın daha?"
"biraz daha.sonra giderim."
"çok kalma burda."
"olur."
"hoşçakal."
"hoşçakal."
...
..
.
arkasından bakmadım.zaten az önce yeterince izlemiştim.öyle hatırlamak istiyordum.
nedenini bilmiyorum ama ağladım.duvarda ağladım.yolda ağladım.kafede ağladım.evin önünde ağladım.köpekler bile acıdı halime,yanıma gelip beni izlediler sessizce.ama en çok evde ağladım.turuncu kafaya sarıldım ağladım.öptü beni yanağımdan.yine ağladım.
...
..
.
güzel bir yaz gecesi,biz çimlerin üzerinde yatarken,bir yıldız kaydı.öptü beni.
..
.
güzel bir sonbahar gecesi,bir salyangoz tek başına,duvarın köşesine ulaşmaya çalıştı.ve o gitti...
October 10, 06:51 AM


haberturk'ün bu pazar ki ekinde Elif Şafak her zaman ki yerini almış.güya bir sayfa yazı yazmış pehhh çoğu zaman olduğu gibi bu haftaki yazısında da sayfanın yarısını kocaman bir resim kaplamakta.neyse konu o değil.
Elif Şafak'ı sevmek istedim.aldım okudum bir kaç kitabını,herkesin deli olduğu,kitapçılarda bilmem ne listelerinde 1. olan kitabını,olmayanınıda okudum.yok arkadaş sevemedim.şimdi burda bir edebiyat gurmesiymiş gibi takılıp size elif Şafak yok şöyle yok böyle demiycem ama bir kere sevmiyorum dedim nedeninide açıklamayı bir borç bilirim.şöyle ki;bana mı denk geldi bilmiyorum ama okuduğum kitaplarında hem eski türkçe'yi,hem de türkçe'de olmayan yabancı sözcükleri kullanmayı tercih ediyor.ben bunu sevmedim.konsantrasyonum bozuluyor.zaten pek kurgu falan da yok kitaplarında.yapmaya çalışmış ama olmamış.beğenmiyorum tarzını.bir de zaten medyatik bir kişilik olduğundan televizyonda orda burda gördüğüm hallerini,tavırlarını sevmedim.aslına bakarsanız,pazar pazar bu yazıyı yazmamın nedeni bu da değil.
bugün sıktım dişimi bir kez daha Elif Şafak'ı sevmeyi denedim.gazetedeki yazısını okudum.beğendim.gayet yalın,sade anlatmış.ne demek istiyorsa onu demiş,zorlamamış.seçtiği konudan mıdır bilmem ama sevdim bu haftaki yazısını.
öyle abartılacak off şahane bir yazı değil elbette ama hani,o kadar insan bu kadının yazılarını severken,kitapları hep liste başı olurken ben bu kadını hiç mi hiç sevmiyordum.ha şimdi seviyormuyum.hayır.sadece bu haftaki yazısını beğendim.Elif Şafak benim için özentilik abidesi,cool olmayan çalışan bir yandan da "allah allah" diye ölen biri.
o ingilizce kitaplarında ki adını "Elif Shafak" diye yazdıkça ondan hep nefret edeceğim.
bir de linkini vereyim size olurda merak edersiniz,okumak istersiniz.
http://www.haberturk.com/yazarlar/559965-zeki-insanlar-iyimser-olamaz-mi
October 01, 08:18 AM


fena halde dans etmeye ihtiyacım var.etraftaki insanların hatta mekanın bile önemi yok.bir nedenden ötürü dans etmeliyim,çok güzel dans etmeliyim hemde.ayaklarım sanki yerde değilmiş gibi,kollarım sanki suyun içinde hareket eder gibi ağır ağır.saçlarım hafif esen rüzgarda dağılmalı,rüzgar içimi ferahlatmalı,sanki uzun upuzun bir iskeleden koşup kendini denize bırakmak gibi olmalı.suyla buluştuğunda vücudunun her zerresi,yukarı çıkmaya uğraşmamalı.gözlerini yakmalı deniz dudaklarında minik bir gülümseme olmalı.onun kollarında olduğun için güvende olmalı ama kimse sana dokunmuyormuş gibi özgür olmalı.kırmızı kadar seksi,siyah kadar sakin olmalı..
September 30, 05:47 PM

sevgilim madrid'de.ben gidemedim.dedektif tanıdığı olan??
adam diyor ki "sevgilim ben duş alıp yatıcam,öpüyorum seni."
ben ne diyorum " o duşa yalnız gir yalnız çık.yatakta yorgana sarıl,korkarsan beni ara yan odaya modaya gitme."
eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmeeeekkkkk bu işte:( paranoya oldum. ama abi adam madrid,barcelona geziyor sabahtan akşama.her gece partylere akıyor.facebook'tan hergün yeni biri ekleniyor o lanet arkadaş listesine.napim ben.
be cool damla.be cool :)
September 20, 08:32 AM

okulun ilk günü,taş cafe'nin arkasında ki (iç ses:bunlar böyle ayrık mı yazılıyor lan?neyse...) armutlara oturayım derken yere düştüm göt üstü!şanslımıydım?hayır!etrafım öğrenci ordusuyla çevriliyken oldu bu olay ki pek çoğunluğu 4.ve 1.sınıflardı.hep beraber güldük mü? güldük:)o zaman no problemoo.

bu sene bitirme tezi diye bir olay var ya,bence ben onu yazamıycam.nasıl yazılıcak ki o ne bileyim ben.bi de konunla ilgili 50-60 makale okuyup onların geniş bir özeti niteliğinde birşeyse yani bu tez dedikleri,kusura bakmasınlarda "ne lan o! öyle şey mi ollur?ne anladık biz bundan!" derim yani(içimden).tek zorluğu 50-60 makaleyi okuyup,öğrenmek olur ama ne bilim çok da cıvcıvlı bişey değil yani,yeni birşey üretmiyorsun sonuçta,var olan şeyleri düzenliyorsun.niye taktım ben bu tez olayına,herkes benim gibi mi düşünüyor onu da bilmiyorum.

yakın bi zamanda çok güzel bir yazı yazıcam buraya,hissedebiliyorum :) yılmayın okuyun siz bunları,bişey kaybetmezsiniz:)

September 05, 12:17 PM


şimdi aslında hiç birşey garip,değişik,ilginç(bu kelimeler türk dil kurumu sözlüğünde aynı anlamamı geliyor bilmiyorum,yine de yazdığım için mutluyum)değil belki ama yine de sanki herşey öyleymiş gibi bir melankoli havası içindeyim.bunda fonda çalan jay jay johanson etkisini yok saymıyorum tabi ama yine de bu melankolinin sebebi sanki başka şeylermiş gibime geliyor.
aslında uzun zaman değil belki ama bayadır içimde tuttuğum bana dert olan birşey var.buraya yazsam da rahatlamayacağım biliyorum.çözümü teoride basit aslında,gidip adam akıllı konuşmak ama maalesef ben bu sefer ne adamım ne de aklım var.üzüyor bu konu beni.konuşmam gereken ama bir türlü konuşmaya cesaret edemediğim kişiyi daha çok üzüyor belki ama yapamıyorum.aslında konunun kendisi değil üzen,belkide asıl üzücü olan benim adam olmamam ve aklımın olmaması yani özetle benim cesaretsiz olmam.benim....kelime yok nasıl biri olduğumu anlatmaya.var da ben bilmiyorum şimdi onun türkçesini.tasvir edeyim size: hani birileri bir şeyler yapar ve siz onun yaptığının yanlış olduğunu söylersiniz."aaaa şuna da bakın bu yapılacak iş mi dersiniz." hah işte tüm bunları söyledikten sonra,siz kalkıp o yanlış işi yanlışı bile bile yaparsanız siz ne olursunuz?yanlış anlamayın abilerim ablalarım.size birşey dediğim yok.o eşşekliği ben yaptım,onu anlatmak derdim.öle sizli kurdum cümleleri ki empati yapabilin.neyse bu konu birgün hallolur o zaman rahatlarım ben biliyorum ama o gün ne zaman bilmiyorum..

yapıcak hiç bir işim kalmadı.20eylül'e kadar boş gezenin boş kalfasıyım.kendime bir uğraş bulma,zamanımı doldurma derdim derdim de yok.yarın da iskenderun'a gidiyorum.evimde inzivaya çekiliyorum.amaaaa dert biter mi :) şaka tabi dert yok da biraz sıkıntı var.bu aralar sevgilim bana takmış durumda.sanırım uğraşacak hiç bir şeyi yok.çok fazla boş vakti var.benim kendime uğraş bulma gibi bir derdim yok ama sevgilime acil bir uğraş bulmalıyım.bu işi ben yapmak zorundayım çünkü onun öyle bir derdi yok.o zaten benimle uğraşmaktan gayet memnun görünüyor.


ps: resimle yazı arasında bir ilgi alaka münakaşa mevcut değildir.
August 19, 08:31 AM


nasıl geçti bütün yaz anlayamadım.temmuz ayı,yaz okulundan fırsat bulduğum zamanlarda evde misafir ağırlamak,bodruma ya da çeşmeye kaçmakla geçti.ağustos zaten stajla başladı,sonra sınavlar derken bir de baktım ,izmirde geçirilecek bir haftam kalmış.1 hafta sonra ankara'ya gideceğim.ameliyat olacağım.eğer okul açılmadan önce vaktim kalırsa bir kaç günde olsa iskenderuna gitmek istiyorum.zaten sonra okul açılıyor ve ben en geç 20 eylülde tekrar dönüyorum izmire.tüm bunların arasına bir de güzellik sıkıştırdım.nasıl yaptım hangi ara oldu hiç bilmiyorum ama güzel oldu,bir sevgilim oldu.

bugün bitti sınavlarım.hepside iyi geçti.ortalamam yükseliceği için çok mutluyum.stajımda bitiyor haftaya.cidden yoruldum artık.bu kadar yorulacağımı tahmin etmemiştim ben ama yoruldum.. allahtan herşey iyi,güzel.bu yorunluğun üstüne birde moral bozukluğu çekemezdim.
yapılması gereken iki şey kaldı:
1)staj defteri yazılacak.
2)ankara'ya gidilip ameliyat olunacak.
ameliyat tarihi yaklaştıkça heyecanlanır oldum.nasıl iyileşicek?kaç günde iyileşicek?çok canım yanıcak mı? iskenderuna gitme için vaktim kalıcak mı?...
umarım herşey iyi olur.

Photos

Favorites

Posts

bu kız çok tatlı cidden.

Ama İzmir…

İzmir’de hayat beklenmez,kovalanmaz da.O zaten sizinle beraberdir.Ufkun ötesini muştulayan bir deniz vardır.Mutlulukla dolu,sakin bir sevişmenin tadındadır Körfez.Körfez vapurlarının sakin gidişinde hırslarınız yok olur,kovalamayı bırakırsınız,hatta martılara gevrek atacak kadar iyilikle dolarsınız.Ne varsa bu şehirde,bayatlamış vapur çayı bile nektar olur!..

Hafta sonları denize doğru bir göç başlar.’Ey hayat,biz Çeşme’ye gidiyoruz,sen de arkadan gel.’der İzmirliler muzipçe ve ne gariptir ki hayat,uslu bir çocuk gibi onların peşinden gider.Ne garip,uçak biletinin üzerinde adımın hemen yanında yazan “izm.”harflerine sevgiyle bakıyorum.

Sabırsızım,sevgilisine kavuşacak aşıklar kadar.

CEMAL SÜREYA

çok sonraları fark edecektim ki, insanlar giderek daha az insan oluyorlardı ve bunu umursayan çok az insan kalıyordu geriye.

are you planning to go see 'the beatles: the lost concert' film?

nope

Audio

  • vurmadanoncebirdinle: The Decemberists - Rox In The Box
    1994 plays
  • pazar iyidir. pazartesinin bokluğunu bulaştırmayın üstüne.
    1 plays
  • 0 plays
  • hello my name is Sarah. I’m living in somewhere on the earth.
    0 plays
  • -merhaba ben dünyanın en hüzünlü şarkısı. +merhaba ben depresyona girmek için iyi bir neden arayan kız. -memnun oldum. +memnun oldum.
    2 plays
  • bir gün kalbimi kırdığına üzülmeye harcayacağın zamanı, sevişerek doldurabilirdik.
    0 plays
  • karanlık. sadece havuzun ve dolunayın ışığı çarpıyor gözüme. arka fonda bu şarkı. üzerimde uzun mavi elbisem, ayaklarım çıplak. kendimi yalnız başına denizin kenarında duran havuza bırakıyorum. hava soğuk ama hiç önemli değil. suya dalıp gözlerimi açıyorum. hiç acımıyor, yanmıyor. dışarı bakıyorum. dolunaya. şarkıyı içimden söylüyorum, müziği organlarım çalıyor ve biliyorum ki dışarı çıkıp kulaklarım ritimle buluştuğunda arada hiç bir senkron kayması olmayacak. ve içimden tekrarlıyorum. “what shoul I do I’m just a little girl, what if the lights go out”
    0 plays
  • çok soğuk havalar, üşüyen ellere tutuşturulmuş bir fincan çay ve çok güzel şarkılar var.
    0 plays
  • bazen söylenmesi gereken şeyleri siz değil şarkılar söyler.
    0 plays
  • 50 plays
  • ağza bir parmak bal, kulağa iki nota bırakıp kaçtığım çok olmuştur.
    0 plays
  • piadan: Aşık olunası şarkılardan. aşık oldum.
    191 plays
  • 0 plays
  • 0 plays
  • I can’t sleep. nights.. daytime.. no matter, I can’t sleep. nightmares follow me all the time n catch me when I just try to find puresleep. I hope this night I can find the sleep before nightmares find me.
    0 plays
  • 1 plays
  • şarkılar bazen sayfalarca yazı yazsanız anlatamayacağınız şeyler anlatırlar.
    0 plays
  • ne güzle bir dilsin sen, ne güzel bir şarkı. hypnoos: Bebe / Siempre Me Quedará
    30 plays
  • içime dokunuyor bu şarkı be. dreamsanddarkness: just because it’s so beautiful and i’m so in love. the civil wars - dance me to the end of love
    0 plays
  • 0 plays
abcdefghijklmnopqrstuvwxyz abcdefghijklmnopqrstuvwxyz